Wednesday, October 4, 2017

Kore'de K-Beauty 2018 Sonbahar Kış Güzellik Trendi Dersi !


Binbeşyüzseksenüç yıl sonra tekrar bloğa döndüm!!!
(Yazarın abartmayı sevdiğini inşallah hatırlıyorsunuzdur :D)

Bu temelli bir dönüş müdür , yoksa geçici bir heves midir bilemiyorum.
Geri gelmeyen ve telafisi olmayan en önemli şey zaman sonuçta.

Zaman demişken;

Burada yazmadığım sürede hayatımın en yoğun zamanlarını geçirdim.
1 senenin içine en az 2,5 sene kaçmış gibiydi.
Mezun oldum,
Avukatlık stajı yaptım.
Hakimlik savcılık sınavına hiç girmeme kararı aldım.
Açık öğretimde dış ticaret okumaya başladım.
Bir yandan  kurslara devam ettim, bir yandan burslara başvurdum.
Tekrar üniversite sınavına girip Ankara Üniversitesinde bir bölüm kazandım ama gitmeyip Kore'ye geldim.

Korece hep benimleydi zaten 4 senedir hep ona biraz zaman ayırdım. Şımarık bir çocuk gibi yetişti kendisi çok ilgi istiyor :)

Şimdi Kore'deyim ve  her gün yeni bir yer görüp, yeni şeyler denemeye çalışıyorum.
İlk başta bol bol heves içeren ama  profesyonellikten 3 milyon ışık hızı uzak; facebook ( Kore Güzellij Ürünleri ) ,instagram (meishenmeblog) ,youtube (merve shenme)  paylaşımları  yapıyordum. Baktım takip eden kişi sayısı en fazla 3-4 hevesim kırıldı açıkçası,
Bunlara vakit ayırmayı bırakıp tekrar kendimce eğlenmeye odaklandım.

Derken, bilmem kaçıncı kez başvurduğum K-Beauty Class'a, sonunda katılabileceğimi söyleyen bir e-posta aldım.

Ders boyu öğrendiklerimi paylaşmak için çok hevesliydim, tüm ürünleri denemeye ve trendleri not etmeye çalıştım.
Notlara bakınca,
Belki de sonunda bloğa dönme zamanı gelmiştir, diye düşündüm ve işte burdayım!

Derse sadece 2 dakika geç kaldım, o da yolu azcıcık karıştırmamdan kaynaklanıyor.
Ama Koreliler çok dakik oldukları için çoktan program sunumu başlamıştı.

Masalar her tür makyaj malzemesi konularak derse hazırlanmıştı.

Önce profesyonel bir make-up artist sahneye çıkıp, model üzerinde makyaj yaparken trendleri anlatmaya başladı.



Başlarken kışın fondöten sürerken puff yerine fırça kullanmanın neden daha iyi olduğunu sordu. Hemen Hermioni moduna girip el kaldırdım. ''Puf nemi çekiyor ama fırça kullanırsak daha nemli bir performans sağlarız ve yüzümüz çabuk kurumaz.'' dedim. Çıkışta bana fırça hediye ettiler :)




Cilt Makyajı

Bu sene Koreliler parlak ciltten biraz daha mata kaymışlar. Ama çok da büyük bir fark yok hala nemli seviyorlar :) 
Kaşlarda geçen sene düz ve kalın kaş modayken bu sene, kaşın  burun tarafından  başlayan hafif  kavisler moda olmuş. (Aklıma gelmişken burda kaş aldırmak ayrı bir sorun. Koreliler genelde bizim gibi kaşlı değiller ya rahat rahat istedikleri gibi  çiziyorlar.)




Yüze gölgelendirme ya da highlight yapmaktansa bu sene daha doğal blusher ları kullanmak modaymış. Onu  da kullanırken Korelilerin yüz şekli bize göre basık olduğundan öne doğru kavisler vererek teknik uygulamayı gösterdi. Lakin ben çok arkada kaldığım için modeli çekemedim.

Dudaklarda geçen sene kenarları silik, ortası koyu gradation yapmak modayken bu sene dolgun dudaklar Dünya çapında tercih edildiğinden, rengi dudağa mümkün mertebe eşit dağıtmaya çalışmalıymışız.

Geçen senenin modasını en iyi yansıtan sanırım Song Hye Kyo ve reklamını yapptığı Laneige twotone lipsticklerdi.

(Neredeyse düz kaşlar, kenarları silik ortası koyu renkli gradation  dudak makyajı)




Yeni sezonun trend lip make up stilini ise en iyi yansıtanlardan biri bence JunJiHyun!
(Kenarları çizilmiş , aynı renk eşit dağıtılmış full lip görünüşü, burnun kenarından hafif kavisli kaşlar)


Full lips diyince akla gelen bir diğer isim de sanırım Shin Min Ah



Gelelim göz makyajındaki trendlere;
Gözlerde kırmızı renk ve tonları modaymış. Fakat Korelilerinki gibi dışa doğru meyilli göz kapaklarına bu tonları uygulamak riskliymiş. Fazla kaçırırlarsa gözü şiş ya da dövülmüş gibi gösterme ihtimali olduğundan baya detaylı anlattı. 
Tabi eyeliner'ı mümkün olduğunca ince çekmek makbul.

Sonra biz yabancılara göz makyajı uygularken Korelilere uygulanan tekniğin uygulanmaması gerektiğini söyledi. Ki benim makyajımı yapan artist de dediki; sizin göz kapağınız belirgin olduğu için Korelilerinkinden farklı teknik uyguluyorum, aynı teknik sizde tuhaf abartılı bir kırmızı göze yol açabilir. 

Önce göz kapağı çizgisine koyu ton sürdü sonra göz kapağına açık renk baz ve üstüne direk kırmızımsı tonu uyguladı. Ton ortada canlı, iki kenara doğru silikti. Ama gözünü büyük göstermek isteyenlerin kenara doğru yoğunlaşan tarzı uygulamasını tavsiye etti.


Makyajım yapılırken masayı çektim :)


Bu senenin favori tonlarını içeren palet aşağıdaki gibi;





Bana makyaj yaparken çok çok az fondöten kullandı. 
Normalde ben hiç kullanmıyorum zaten ama yine de laf yedim hehe; 
''Bırakın ufak kusurlar gözüksün, tamamen kusursuz görünen güzellik yapay durduğundan günlük hayatta itici olabiliyor''dedi. BB krem gün boyu kaldığında renk tonunda koyulaşma olabiliyor ama fondotende o risk daha az olduğundan daha uzun ömürlü gider dedi.

Bu arada espoir'in kaş maskaraları, rujları ve fondotenleri hakikaten çok kaliteliydi. Özellikle mat rujları macle yarışır. 

Kaşlarıma sadece kaş maskarası sürerek rengini biraz açıp, duruşunu yumuşattı. 
Açıkçası kirpikleri bunlar tek tek ayrılmış seviyorlar, aşırı sıradan bir kirpik makyajı ve kirpik altına incecik sürülen eyeliner ile göz makyajımı noktaladı. (Ama ben günlük hayatta kendime uygulamasam da ,tarz olarak kirpiklerde biraz daha Türkan Şöray'cıyım. )

Gözleri kırmızı tonuyla öne çıkarınca dudakları nude yaptık.

Sonbaharda kuruyan yaprakları andıran tonlarla hoş ve baya doğal duran bir makyaj oldu.

Umarım sizlere de faydalı olur.

Artık  sosyal medyada yönümü bakımdan ziyade yemek ve gezmeye çevirdim diyebilirim.
O yüzden instagramda sık sık Kore yemekleri, geziler, kafeler görebilirsiniz!

Bu kız Kore'de ne yer? ne içer? nerde gezer?
 Merak ederseniz;


İyi eğlenceler!






Sunday, January 17, 2016

Hukuk Okumayı Tercih Eden Bendim

 Neden bu başlıkla başladım? Son zamanlarda blogla pek ilgilenemez oldum. Youtube kanalı açmama rağmen tek videodan öteye gidemedim. Tabi benim video düzenlemeye ilişkin teknik bilgimin eksikliğinden de kaynaklanıyor. Fakat asıl sebep hukuk son sınıfın ağır bulutlarını tam kafamın üstünde hissetmem, mezuniyet ve arkasından gelecek işsizlik... Zaman ayırmamı engelleyen sebep bu ve benim tercihimdi. Hukuk okumaya karar vermem çok zor oldu. Şimdi final haftasında tercihim hakkında tekrar tekrar düşünüyorum. Lisede olup ne yapmak istediğini bilmeyenlere de belki yol gösterir umuduyla bu yazıyı yazdım.


Lisedeyken kafam çok karışıktı. gelecek endişeleri kafamda her tür korkudan daha fazla yer ediniyordu. Ne olmak istediğimi bilmiyordum. Önce ne olamayacağımı belirleyerek TM seçtim. Sonrasında ise kesin bir hedefim olmadan çalışıyordum. Çince öğreniyordum, İngilizcem fena değildi. Yabancı diziler ve kültürler çok ilgimi çekiyordu. O yüzden adında uluslararası geçiyor diye Uluslararası ilişkiler okumak isteyebileceğimde karar kıldım. Uluslararası alanda sadece ul.ar.ilişk mezunları çalışmıyor ki.. Bunun da farkındaydım.
 İyi sayılabilecek bir lisedeydim. Küçük hedefler koymak hocalarımca hoş karşılanmıyordu. Elinden geleni yapmamak tembellikti. Müzik kulağın varsa en iyisi olacaktın, dövüşüyorsan siyah kuşağa çıkmak lazımdı. İlk başta yadırgadım. Ama sonra anladım ki pek çok kişide olmayan bir şeylere sahipsen sevebileceğin bir şekilde kullanmalısın, herkeste olanı yapmak ülken için hayırlı bir vatandaş olmanı sağlamaz, tembellik etmeyip en çok faydalı olabileceğim şeyi yapmalıydım. Üniversite sınavına girdim fena sayılmayan puanım vardı. Ankara'da yaşıyorum ve Ankara'da bir hukuk fakültesine gidebiliyorum. Tabi Ankara'daki Uluslararası ilişkiler bölümüne de puanım yetiyordu. Tercih yaparken kararsız kaldım.

Tek bir şeyi ince ince ayrıntılarıyla irdeleyen bi iş bana göre değildi. Dil öğrenmeyi sevmeme rağmen tek bir dili hukuk,tıp, mühendislik,ekonomi alanında irdelemek gerçekten azim işi, günlük konuşmaya benzemiyor. Bense konuşma fiilini seviyordum, dinlemeyi. İnsanlarla iletişimde olmayı. O yüzden dil bölümü hiç yazmadım.

Hukuk fakülteleri çok genel eğitim verir dedi babam. Sağlık hukuku var, enerji hukuku var, ekonomi hukuku var, uluslararası hukuk var,ticaret var, iktisat , işletme dersleri de var. Tam sana göre, her şeyden biraz var. Ne olmak istediğini bilmeyen biri için bu yüzden bence en ideali bu, dedi.
 Ama, dedim, uluslararası ilişkiler okusam her şeyden biraz olan hukuk kadar çok dersim olmaz, pasta kulüplerine, dil kulüplerine takılırım, bi alana eğilir vaktimi yönlendiririm.
Sen bilirsin, senin hayatın ve direksiyondaki sensin, nereye istersen oraya gider, nerde istersen orda durur, boş olan yerlerden sana uygun birine park edersin...
Hukuk ve uluslararası ilişkiler karışık bir liste yaptım. Öne hangisini koyduğuma göre sonuç değişecekti.

Tercih yaptıktan sonra durur muyum? Sadece bu iki fakülte arasında mı kaldım sanıyorsunuz ? Tabi ki hayır. Size daha Harp Okulu ve Polis Akademisi anılarımı anlatmadım :)


Lisedeyken baya toplu bir kızdım, kiloluydum ama güçsüzdüm. Son sınıfa doğru spora başladım ve önceki halime nispeten fitleştim,, hala çok güçsüzdüm ama uyuz halimden daha hareketli olmuştum. Etrafımdan övgüler geliyordu. Düşündüm ki, güçlenip kendimi ve çevremdekileri koruyabileceğim, hem spor yapıp hareketli ve fit  kalabileceğim bir işim olsa...Onun için form doldururken harp okulu ve akademi kısmını da işaretlemiştim.



Kara harp okulunu doğrusu o kadar da çok istemiyordum, ama Anjelina Jolie filmlerindeki gibi havalı bir kadın olabileceğim ihtimalini göz ardı edemeyip yine de denemek istedim :) Şaka şaka
Amacım sadece harp okulunu görüp merak gidermekti, zaten güçsüz yapım ve sevsemde pek beceremediğim sporsal aktiviteler nedeniyle kesin elenirdim ama kursağımda mı kalsındı? Çok meraklıyımdır. Annem der ki ölürsen büyük ihtimal merakından yeni bi şey denerken ölürsün :D
Elendim ama daha koşu takla aşamasına bile gelemeden. hem de çok komik bi sebepten :) Bunu yazsam mı emin olamadım...


Neyse sebep ayak bakım ürünlerine düşkünlüğümün de sebebi :) Evet, ayak parmaklarım çirkinmiş. Çıktığımda yıkılmıştım. Bir süre yakınımdaki herkese ayaklarımı gösterip o kadar mı kötü diye sordum. Ailemse rahatlamıştı. Filmlerde her gördüğüne özenme potansiyeli olan benim, kazara elemeleri geçersem, bünyem uygun olmasa da inatla asker olmak isteyebileceğimden korkmuşlardı. Ama kızının hayatına karışmayan cool aile görüntüleri zedelenmesin diye tabi kızım istersen denemelisin demişlerdi. Ama elendiğim için evde ben dışındaki herkeste bir neşe hakimdi. Bense takla atamadım diye elensem belki dönüp harp akademisi elemelerine katıldığımı bile hatırlamazdım. Sebep ayak parmaklarım olunca sarsıldım ve polis akademisi için hırs yapmaya başladım.


Size de eğer koşullarınız el veriyorsa harp akademisi elemelerine gitmeyi tavsiye ederim. Ücretsizce genel sağlık taramasından geçer, etrafınızdakilerin size söylemekten çekindiği gerçeklerle yüzleşebilirisiniz :D hehehe

Akademi için hırslanan ben, haftada bir gün yarım saatten az koşmaya gücüm yettiği için o kadar antrenman yaptım :D Olsundu okulda savunma sanatları öğrenirdim, Chuck dizisindeki Sarah gibi ajan olmaya silah kullanmaya özeniyordum. Fakat aslında göz el koordinasyonu rezalet bi insanım :) Yine olsundu, İngilizcem vardı, Interpole girer uluslararası suçlarla mücadele eder, kaslı ve havalı yabancı  ajanlarla Fil Dişi kıyılarına, Cape Town'a  suçlu kovalamaya giderdim. (Hayal kurmayı hala çok severim ve hayallerime giden yolları bana uygun olmasa da yine de denemeyi denerim:P  )


Evet, boyum yetiyordu, ayak parmaklarıma da çirkin falan demediler ^.^ Harp okulundaki kadar zor bir spor aşaması yoktu. Çünkü akademideki derslerin çoğu hukuk dersleriydi ygs-lys puanı önemliydi. Yazılı sınav baya zorladı mat2 sormuşlardı ve kızlardan sadece 10 kişi alınacaktı.

 Annem dayanamamış olacak ki  kendisi bana bişey söylemese de bütün mahalleye bizim kız ne görse etkisinde kalıyor bi kaç kişi de yaparsın sen deyiverince gaza geliyor. Arayıp sen beceremezsin, yumuşak başlı kızsın silah sana yakışmaz falan deyiverseniz demiş. Zaten ben de hevesimi almıştım. Ortamdaki idealist kızları görmüş aslında istediğimin bu olmadığını anlamıştım. Bünyeme uygun olmadığının farkındaydım, vaz caydım ve hukuk fakültesine başladım.

Başladım başlamasına ama bütün yazını akademiydi, harp okuluydu derken hararetli aksiyonlu işlerle uğraşarak geçiren ben, fakülteye başlayınca büyük hayal kırıklığına uğradım.


 Hukuk dilinden anlamıyordum, her şey çok sıkıcı geliyordu. Günlük konuşmaya''amiyane tabir'' diyorlar, o tarz konuşmayı hoş karşılamıyorlardı. Nasıl çalışacağımı bilemiyordum, notlarım çok kötüydü. Eve gidince ailemi suçlamak istiyordum ama onlar beni normal fakültelerden birini seçmem konusunda hiç zorlamamışlardı, tercih benimdi. Kararsızlığımın sonucu, en geneli diye seçmiştim, kimseye bir şey deme hakkım yoktu.Okulu sevmiyorum , keşke hukuk seçmeseydim  diyince; bırak tekrar hazırlan, diyorlardı. Onu da maalesef bi taraflarım yemiyordu :D

 O sırada sıkıntıdan Kore Kültür Merkezindeki hemen her etkinliğe katılmaya başladım , derken Korece kursuna başladım. Okul sıkıcı olsa da kendime sevdiğim bir alan bulmuştum. Derken bu bloga başladım. Konuşmayı , dinlemeyi , yeni insanlar tanımayı seviyordum,bloğum çok okunmasa da Koreseverler hep bi tatlı insanlardı ve okulun kalabalık olması da çok insan tanımak için avantajdı. Uluslararası ilişkiler derslerinden iktisada bir sürü dersimiz vardı sevmeyice boş veriyordum. Dersleri çok önemsemiyordum.Seçmeli derslerimiz bile hukukla alakalıydı, Fransızca dersi vardı, pastacılık kulübü vardı da ben mi sevmiyordum?


 Rahat rahat internette takılıp belki günde yüzlerce blog yazısı okuyordum. Trendleri takip ediyordum. Ama 3.sınıfa gelince baktım olmuyor. Okulu sevmezsem bitiremem ki.. Tercihlerimin sorumluluğunu almalıyım... Bir yol bulmalıydım. Hukukla ilgili, kariyerle ilgili duyduğum, müsait olduğum hemen her etkinliğe katılmaya başladım. İşte o zaman yavaş yavaş hukukun sıkıcı bulmayabileceğim yanları da olduğunu gördüm.
Benim için çok ciddi bir alan,ben rahat, geniş yaşayan bir insanım. Hukuksa çok dikkat gerektiriyor, bir başkasının hayatını ilgilendiriyor ve derya deniz... Enerji, sağlık, ticaret insan hakları, detaylar detaylar... Haklarımı bilmek güzel his olabilirdi. Belki bir gün sevebileceğim bir şeyler bulurum umuduyla ciddiye almaya başladım. Şimdi okulumu bitirmeye hukuku anlamaya çalışıyorum. Fakat bu bunca zaman laylaylom eden benim için hiç kolay değil. Son sınıf oldum. Çok zaman ayırmam gerekiyor. Diğerlerinin bir kere okuyup anladığını bazen 3 bazen 7 kere okumam gerekebiliyor. O yüzden blogdan yavaş yavaş elimi ayağımı çektim. Koreyle ilgili aktivitelere katılmaya devam etmeye çalışıyorum, boş vaktim oldukça da güncellemek istiyorum. Fakat bu yazıda ve diğer yazılarımda da olduğu gibi lafı kısa kesemiyorum :D

Neyse sözün özü; aklınızda , hayalinizde bişey varsa deneyin,sorun soruşturun yoksa ne size uygun ne değil bilemezsiniz. Ben bünyemin gerçekten aksiyon filmlerindeki özendiğim şeyleri yapmaya uygun olmadığını eleme ortamlarındaki insanları görünce anladım. herkesin yapabileceği şey aynı değil. Ders çalışmayı lisedeyken becerdim şimdi de becerebilirsem mezun olacağım inşallah ve yine deneye dinleye bulacağım. Çünkü başkalarından dinlediklerim bana ilham olduğu gibi  benim anılarım da belki başkalarına ilham olabilir mi ki?

Şimdi ben tüm bunları niye anlattım ? Demem o ki ben de istiyorum bloğu güncellemek ama son zamanlarda diğer blogları sık sık takip edemez, eskisi kadar yurtdışından çok alışveriş yapamaz oldum. Ülkeye hayırlı bir vatandaş olabilmem, ihtiyacı olanlara yardımcı olabilmem için çalışmam lazım. Uzakdoğuyla ilgileniyorum belki bu ülkeler arası hukuki sorunlara eğilir, eğlenerek severek çalışırım. Belki sıradan bi işsiz olurum, belki memur olmaya seveceğim başka şeyler bulmaya çalışırım. Kafam yine lise sondaki gibi karışık... Ortalamamı yükseltebilirsem burslara başvururum... Deneyecek bişeyler bulunur inşallah :) 
Zamanında vaktimi boş harcadığım için artık gerektiğinde fedakarlıklar yapmalıyım. Siz siz olun vaktinizin kıymetini bilin ki sonradan benim gibi sıkışmayın :) Facebook sayfasını güncellemek daha kolay olduğu için devam ederim inşallah ama video yapmak, düzenlemek, blog yazmak ilham, enerji, zaman isteyen şeyler. Bunlardan hiç para kazanmadım, çünkü okul yüzünden büründüğüm kasvetli hava ve kendinin bir yere ait hissedememe sonucu kafamı dağıtmak için başlamıştım. Kendimi tanımamda; her şeyden biraz deneyip bilme merakım nedeniyle gerçek hayatta girdiğim ortamlar,  blog yazmam ve burdan tanıştığım güzel insanlar çok etkili oldu.
Bundan sonra da sizlerin katkılarıyla öğrenip, iletişip, gelişmeye devam edelim. 
Yarın Pazartesi ^.^

bu arada yaklaşık iki senedir takip ettiğim Cheese in trap'ın dizisi çıkmış :D 
Reply 1988 de şok edici şekilde bitti uzun uzun dedikodusunu yapmak istiyorum .. Bloğa vakit bulamıyorsun ama dizileri bırakmıyorsun derseniz;
Ama dizilerimden beni ayırmayın ben onlarsız yapamam (utanan maymun)
Bloğu ve sizleri seviyorum! 


Tabiki hayatın bizim için beklenmedik bir son yazma olasılığı da var :) 

sanırım kararsızlığım biraz da yaşımla ilgili; IU şarkısında bunu çok güzel anlatmış. Ruh halimiz çoook benzer :)







Saturday, August 15, 2015

Koreliler Gibi Beyaz Kalmak İçin Güneşten Korunma ve Nature Republic California Aloe Sun Spray SPF 50 PA+++ Power Lasting Review


Merhaba arkadaşlar ! Güneş kremleri ve hassas ciltleri güneşten korumayla ilgili de çokca soru almaya başladım :) 

Güneş kreminin ne kadar önemli olduğunu bu yazıyı okuyorsanız büyük ihtimalle biliyorsunuzdur. Ben yine de kısaca kanaatimi yazayım ;
Dermatalog ya da bu alanda bilimsel araştırma yapmış bir insan değilim ancak günlük bilgi dediğimiz, hastalanınca nane limon kaynatıp içmek gibi genel - ufak bilgiler paylaşabilirim.
Yazmadığım zamanlarda dahi özellikle yabancı bloggerları takip etmeye çalışıyorum. Asyalıların beyaz yüz sevdasından dolayı bu alanla ilgilenen Asyalı bloggerlar daha fazla yazıyorlar sanki...

Bir de After School Beauty Bible isimli Kore Güzellik Programını takip etmeyi seviyorum orda da bir yerde şöyle geçmişti ben de kendimce yorumlayıp paylaşayım;

Asyalılar daha genç görünüyor, çünkü Avrupalıların bakım rutinleri Koreliler ve pek çok diğer Asyalılar kadar özenli değil. Bakım sadece kozmetikle olmaz, yeme - içme , spor, güneşten korunma, stresten uzak kalma ... vs pek çok etkeni vardır. Mesela Korelilerin yemekleri bizimkilere göre çok daha az yağlı, az tuzlu vs.  Belki dikkat etmişsinizdir, güneşten korunmak için ahjummalar bazen geniş şapkalar takarlar, şemsiyeyle güneşten korunurlar. Kore ürünü neredeyse tüm ten makyajı ürünlerinde SPF ve PA korumasına rastlayacağınız gibi Japon , Tayvan ve Tayland gibi kendine ait kozmetik markaları olan diğer Asya ülkelerinde üretilen ürünlerde de durum böyledir .


Ama çok kaliteli olsa dahi pek çok batılı marka 10-15 gibi şaka SPF oranlarıyla fondoten CC vs satarlar . Bu küçük koruma oranıyla 1-2 saatten daha uzun Güneş koruması beklememek gerekir.



Yüzümüz Güneşle tüm sene boyunca en çok merhabalaşan kısmımız, yaz- kış Güneş olduğu için hava bulutlu dahi olsa güneş kremi kullanılması önerilir. Bizde bir ara sadece plajda kıpkırmızı olup acı çekmemek için kullanılan bir ürün gibiydi. Artık insanlar daha bilinçli. Küresel ısınmayla mevsimler arası geçişler bozuluyor , nisan ayı sonunda hala Ankara'ya kar yağabiliyor. Ozonun inceldiğine yönelik söylemler de cabası. Dışarıdaki havaya pek çok fabrika gazı karışabiliyor. Havayla direk temasa maruz kalan yüzümüzü korumak için daha çok önlem almak gerekiyor. Kore'de Çin'den gelen sarı toz (misemonji) dedikleri toz gözenekleri tıkadığı ve cildi etkilediği için ''Dust Cut'' yani toz kesici mistler de yaygınlaşmaya başladı. Biz ise bugün Güneş kremi'nin Mist halinden yani sıvılaştırılmış sprey gibi olanlarından konuşacağız ;) 




Güneş kremlerinin etkisi; mesela 50 faktöriyel için yaklaşık 4-5 saat gibi kısa bir süre sürüyor. Güneşin zararlı ışınlarından uzun süre  korunmak için ise sık sık güneş kremi sürmeyi hatırlamanız gerekiyor. Ancak dışarıdayken makyajın üstüne sürmesi çok zor. Hele yüzünüz dışında Güneşe maruz kalan yerlerinizi de unutmamak gerektiğinden dışarıda bunu yapan pek yok sanırım. 

Ama Kore'de sprey halde güneş kremi fazlasıyla yaygın ve çeşitli. Böylece uzaktan bacağınıza parfüm sıkar gibi sıkın, kolunuza sıkın ve dakikayı bulmadan tüm vücudunuzdaki güneş kreminin kaybolmakta olan etkisini canlandırabiliyorsunuz. Vaseline markasının yeni çıkardığı sprey nemlendirici gibi değil, sıkmanız yeterli ayrıca elinizi kullanıp tekrar vücuda yaymanız gerekmiyor.

 Hiç krem sürmeyip sadece bunu sıkmak aralarda ıskalanan kısımlar olabileceğinden pek sağlıklı bulunmuyor ve ciltte de biraz yapış yapış his bırakıyor. onun için bu spreylerin bence tazeleme amaçlı kullanılması daha uygun .






Ben bu ürünü geçen yaz Kore'ye gittiğimde almıştım. Etrafımda yolun ortasında durup bacağının - kolunun açık kısımlarına spey sıkıp yoluna devam eden Koreli kızları görünce çok şaşırmıştım. Sprey güneş kremlerin varlığından Asyalı bloggerları takip ettiğimden haberdardım(bu yaz Türkiye'de de sprey güneş kremleri daha yaygın o zaman bu kadar değildi) ama ciddi bir şekilde düzenli olarak kremlenmenin önemi ve Korelilerin gösterdiği özeni o zaman anladım. 

Batılı (ABD ve Avrupalı) markalardan bence en büyük farkı bronzlaştırma amacı olmayıp yüzün beyazlığını koruma amacına hizmet etmesi.  Spreyi vücudunuzun istediğiniz bölgelerine  sıkmanız yeterli. sıvıyı püskürtüp sonra parmaklarınızla yaymanız gerekmiyor.

Bir diğer fark aynı koruma gücüne sahip (SPF 50 PA+++ gibi) ama farklı cilt tiplerinin farklı ihtiyaçlarına göre daha çok güneş kremi çeşidinin olması. Mesela Cildiniz kuru ise aloe veralı veya nemlendiricili,sıcaktan çabuk kızarıyorsa cooling yani serinletici etkili, yağlı ise no sebum türlerinden bir güneş kremi seçebiliyorsunuz.

Ben bir kaç mağaza gezdikten sonra  aloe veralı olduğundan ve sıkınca baskın bir koku bırakmamasından dolayı Nature Republic in bu ürününü bir de The Saem'in Cooling etkili ürününü tercih ettim. Holika Holikanınkileri de yapı beğenmiştim ama yüzüme parfüm sıkıyormuşçasına kuvvetli kokusu vardı o yüzden almadım. 

Nature Republic California Aloe Sun Spray SPF 50 PA+++ Uzun Süre Kalıcı Güneş Kreminin içeri aşağıdaki resimde mevcut ;


Kullanımı kolay olduğundan seviyorum ama krem tipi güneş ürünü kullanmadan çıplak yüze sıkarsam önce biraz yapış yapış his veriyor sonra geçiyor. Belki çok sıktığımdan olabilimiş. Çünkü vücudumun diğer kısımlarına sıktığımda öyle bir his olmuyor.Zaten yüze krem sürüp 5-6 saat sonra krem etkisini yitirirken bunu sıkıp tazeliyordum. Genel olarak kol,sırt ve bacak için kullanımı daha rahat elle krem  yaymaktansa sıkıp geçiyorsunuz :)


Siz güneşten nasıl korunuyorsunuz ? Ben beyaz kalmayı sevenlerdenim o yüzden tercihim Kore veya Japon markalardan yana oluyor.Hem de Asyalıların PA+++ koruması da var.


Bu yazı Nisan ayından beri taslak halindeydi. O zaman yayınlasam belki daha faydalı olurdu ama Güneşten korunma kırışmamak ve cilt kanserinden korunmak için her mevsim gerekli :) sadece yaz aylarında ışınlar daha kuvvetli olduğundan daha fazla özen gerekiyor. Babamı alıştırmaya çalışırdım üşenirdi ta ki geçenler de bir yakınımız beyefendi cilt kanserinden ameliyat olup tedavi görene kadar...Şimdi kendince her gün güneş kremini sürüyor.

Demem o ki Güneş kremini her yaştan kişiler üşenmeden mutlaka kullanmalı!!! Kozmetik olarak kadınların güzelliği için değil , sağlık için gerekli diye düşünülmeli.

Koreye gitmeden bu tarz ürünleri nasıl alabileceğinizi merak ediyorsanız bu yazıma göz atabilirsiniz;) http://meishenmeweishenme.blogspot.com/2013/11/koreden-guvenilir-online-kozmetik-alisverisi-guzellik.html
(Link)

Kore'den alışveriş yaparken dikkat edilmesi gereken durumları öğrenmek için de  Bu linke tık tık lütfen ^.^

Görüş ve önerilerinizi yorum olarak yazmanızdan mutlu olurum :)



Sunday, March 22, 2015

Kore Güzellik Ürünleriyle İlgili En Güncel İpuçları İçin Uygulama! Beauty in Me App for Latest Korean Beauty Trends !

Merhaba ! Grip yüzünden kendimi biraz ağır topladım ve sizlere yine fazla yazamadım derken vize zamanım geldi :( 
Dedim ki ben yazamasam da Kore'nin güzelliğe ilişkin en güncel ürün yorumlarını, karşılaştırmaları, önerileri  bulabileceğiniz bu uygulamayı önereyim :)

Bu uygulamayı bir süredir kullanıyorum, çok vaktimi alıyor diye sık kullanmamaya çalışıyorum aslında :D
Neden mi? 
Çünkü Kore'deki yeni çıkan ürün yorumlarından, sezonun trendlerine pek çok konuda ÜNLÜ Koreli  bloggerların yazılarına toplu halde bu uygulamayla ulaşabiliyorsunuz. Zaten bloglovin engellendiği için mutsuzdum, bu uygulamaya iyice kendimi kaptırdım. Blogları rahatça okuyabiliyorsunuz, Kore'deki dergilerin bazı kısımlarını da okuyabiliyorsunuz, Get it beauty'nin ''Blind Test''lerine oy verebiliyorsunuz...
Ama uygulama tamamen Korece . 
Ben de hepsini anlamıyorum. Yine de mesela renkli kozmetiklerin ürün yorumlarındaki fotoğraflar bile  karar vermemde çok yardımcı oluyor. Henüz Kore'de yeni piyasaya sürüler, yeni çıkan bir ürün olduğunda İngilizce olarak yorum bulamasam da Koreli bloggerlar mutlaka yazmış oluyorlar . Ya da mesela bir dizide gördüğüm ünlünün dudağına hangi ruju sürdüğü, K-pop videolarındaki kızların makyajı gibi nasıl yapabileceğimi de öğrenebiliyorum.
Uygulamanın adı ''Beauty in Me''


Tıklayınca ilk açılan sayfa böyle ;


İlk  sayfa * Uygulama Anasayfası*



Soldan üstteki ikinci sekmeye tıklayınca videolarla karşılaşıyoruz; ürün karşılaştırmalarından, neyin nasıl yapılacağına pek çok video var.


Baştan 3. Başlığa tıklayınca 2 alt başlık karşımıza çıkıyor.
1. Beauty Tip yani güzellik ipuçları
2. Free Talk yani ürünler / güzellik hakkında konuşabiliyorsunuz ama bu kısım için üye olmanız gerekiyor.


Bu ortadaki başlıkta asıl sevdiğim kısın '' Beauty Tip '' yani ''güzellik ipuçları'' kısmı;

Bu kısımda kendi içinde alt başlıklara ayrılıyor. 
Üstten aşağıya doğru ; 2. sıradaki User Review kısmında en yeni kozmetik ürünü blogger eleştirilerini görüyorsunuz !


USER REVIEW'e tıklayınca ; 

Karşınıza blog yazılarının resimli bir listesi çıkıyor. Benim ekran resmi aldığım zaman Kill Me Heal Me 'de Shin Segi banila co.'nun bu ürünlerini almıştı; hemen bloglarda popüler oldu yorumları çıkmayı başladı mesela :) Ayrıca lens vs gibi ürünler hakkında da yorumlar var. 



Sayfanın altında '' Magazine '' yani Dergi kısmı var. O ay ki dergilerin bazı kısımlarını incelemenize imkan veriyor.



Bazen yazandan hiç bir şey anlamasam bile sadece resimlerden renk tonu seçmek için bakındığım oluyor :D Size de tavsiye edeyim dedim işte böyle...
Belki işinize yarar ~~

Bildiğiniz, önermek istediğiniz güzellik , bakım gibi konularda kullandığınız uygulamalar var mıdır ?

Bu arada Kill me Heal me de bitti yav :'( 









Tuesday, March 10, 2015

[Sizden Gelenler #1] Banila Co. Radiant Göz Kremi 10 White Flower Complex Yorumları






Önceden  getirttiğim göz kremi için, ilgilenen merak eden olur belki ,diye düşünüp yorum yazan Beyza'ya yorumlarını ve resimlerini paylaştığı için çok çok çok teşekkür ediyorum! 





Üründen çok memnun kaldım tam genç kızlar için hiç ağır bir ürün değil nemlendirmesi güzel ama çok kuru göz altları için değil.
Aydınlatması da güzel resimde gözüküyor mu bilmiyorum ama:))
Yapısı çok hafif.
Göz altımda hiç yağ butonuna neden olmadı
Ama gözaltı morlukları için bir faydasını göremedim.
Dediğim gibi hafif nemlendirici etkisi var ve gerçekten de gözaltını aydınlatıyor:)) bu arada ürünü benim için getirttiğin için teşekkür ederim:)


Sizlerinde deneyip memnun kaldığı - kalmadığı; şunu cildi şöyle olanlar alsın, böyle olanlar boşuna para harcamasın ...vs dediği ürünler varsa yorumlarınızı yayınlayabilirim ;) Cilt tipine ve isteğe uygun ürünleri bulup daha bilinçli alışveriş yapmış oluruz ;) 


Unutmadan Beyza bir şeyi daha çok sevmiş, bana da  tavsiye etmiş ^^ Hemen sizle de paylaşayım;


Bu resimdeki mavi ''The Face Shop;  Baby face Hydrogel Mask - Hyaluronic Acid ''


Mavi renk mask sheet. The Face Shop'tan onu kullandım onu da yorumliyim
Denediğim en güzel mask sheet
Ben yağlı sivilceli ve büyük gözenekli çok donuk bir cilde sahibim.
Bunu kullandım ve ertesi günü inanamadım cildim gerçekten de bebek gibiydi.
Sivilcelerim sönmüş gözeneklerim küçülmüştü. Cildim kendine geldi kesinlikle herkese öneriyorum
:))