Showing posts with label Korea. Show all posts
Showing posts with label Korea. Show all posts

Monday, October 14, 2019

Sulli, Jonghyun, Hatıralarımdaki Kore, Hislendim

Uzunca bir aranın ardından yeniden merhabalar.

Bu uzun aranın uzunluğunda yazmayla ilgili kendi içimde yaşadığım çeşitli çekişmeler ve depresyonla sonuçlanan mükemmeliyet krizlerimin getirdiği zaman kaybının etkisi büyük.

Lakin,

Bugün umutsuzca yazmaya, yazıya, sığınmayı istediğim bir üzücü haber aldım, aldık...
Sulli'nin intihar haberi ile bir kez daha tüylerimiz diken diken oldu. 

https://www.instagram.com/p/B2MG92Wh5Ev/?utm_source=ig_web_options_share_sheet

Hiçbir şeyden haberim yok... Seoul Socho-gu'da yapılan polisle ilgili eylemin derinliklerine ineyim derken önceki gece Japonya'yı vuran yüzyılın tayfunu videolarını izleyip ağlamaktan tamamlayamadığım ama artık yetiştirmem gereken çeviri işim üzerinde çalışırken kardeşim yanaştı.





''Ablaa, az önce bi haber gördüm... yine içim bi tuhaf oldu...Sulli'de Jonghyun gibi...''

İşi gücü bırakıp haberleri taradım. Türkçe, İngilizce, Çince, Korece... Allkpop'ta 'Sulli' etiketi ile bu olay öncesi çıkan haberleri taradım. Gecenin bi saati olmuş. Sonrası duygular şelale...

Lise yıllarında benim favori grubumdu SHINee. Tam K-pop'la yeni tanışıyorken elime doğmuş gibilerdi mi desem yoksa birlikte büyüdük mü? Onların çalışkanlıkları beni az gaza getirmedi... Onların şarkıylarıyla az toparlamadım. F(x) çıkış yaptığında ilgi SHINee'den onlara kaymıştı. Müziklerini seviyordum ama F(x)'e de EXO'ya da aynı sebepten hiç ısınamadım. Üyelerini tek tek bilip programlarını çevrilmesini beklemeden izlemeye çalıştığım başka hiçbir grup olmadı. Zaten liseden sonra kpop'a ilgim baya azalmıştı. O eski şarkılar ve Kpop ortamı kalmamaya başladı gibi gelmişti ki.... şu anki durumla kıyaslamak istemiyorum bile. Şu ara sevdiğim Kpop şarkısı olursa dinlerim yoksa kim kimdir, ne zaman hangi şirketten çıkış yapmıştır hiç bilmem, o kadar çok grup var ki hangi birini takip edeyim? Ha bazı arkadaşlarım sıkı hayranıysa veya o grupla bi iş yapmışsa ister istemez öğreniyorum o ayrı. Çünkü arkadaş için çiğ tavuk. 

Neyse efenim. IU'nun Jonghyun'dan çok beğenerek dil döke döke haklarını satın aldığı o ünlü şarkıyı bilirsiniz ''Gloomy Clock.'' Bu şarkı bana az teselli olmadı. Norebang'a gidip üst üste defalarca ağlaya ağlaya, çirkin çirkin söyleyip sonra kendime çeki düzen vererek çıkmışlığım çoktur. Depresyondayki bir insanın hisleri ancak bu kadar güzel tasvir edilebilirdi. Ama eminim bu anca taşan kısmı. Kim bilir kabın kendisi ne kadar duygu yüklüydü... 

Ünlü kişilik tipi testi MBTI'yi bilir misiniz? Hani 'N' tip intuitive insanlar var ya, daha çok artistik yeteneklilerin o grupta olduğu ya da dünyayı 5 duyu organından fazlasıyla algılayanların diyelim. 
Dünyayı bu şekilde algıladığınızda hissettiklerinizi 5 duyu organıyla anlatabilmeniz sizce ne kadar mümkün? Bence çok zor. O orda var olan bir algı, bir his, sizin için gün gibi ama varlığını anlatamıyorsunuz. Bu bile başlı başına ne kadar iç şişirici. O yüzden diyorum anca dışarı taşan kısmı olabilir bu hisli sözler...

Bu şarkıdan sonra IU'nun bendeki yeri çok daha yüksek mertebelere taşındı. Böyle çok olgun, çok anlayışlı ve yaşına göre çok derin bi insan gibi hissetmeye başladım. 

Sonra da Red Queen şarkısı... Hafızam yanıltmıyorsa 2014'te kendinden yaşça büyük bir  erkek arkadaşı olduğu duyrulan Sulli gruptan ayrılmaya neredeyse zorlandı. İdoller için aşık olmak bile yasaktı. Oyunculuk kariyeri vs denilerek gruptan ayrılıp uzun süren nefret yorumlarıyla mücadele etmek zorunda olan arkadaşını anlayışı, destek oluşu ve de düşünceli duruşu ile IU bir kez daha IU'luğunu yaptı. Jonghyun'un da ilk dating scandalının ardından ( Ki biriyle çıkmak neden skandal olarak haber yapılıyor hala sorgularım) 90 derece eğilip ağlaya ağlaya günler gözümde canladı. Lisedeydim, zavallıya neden o kadar yüklenildiğini anlayamamıştım. Şimdi teknoloji daha çok farklı yollarla da sanatçıları kötü yorumlara ve karalamalara expose ediyor.






Yine IU'nun son dizisinde birlikte bi kaç episodeları vardı. 
Anlayacağınız benim Sulli ile bağım IU üzerindendi. Direk büyük hayranı değildim. Ona rağmen çok fazla duygu yüklendim. Kafam binbir ihtimalle doldu...

YG'nin skandalları çıkıyor ama SM diğer şirketlere göre hala baya kapalı bir kutu. Küçük yaşta eğitilmeye başlanıp Sulli gibi 14-15 yaşındayken çıkış yaptırılan bu çocuklar erken yaşta, psikolojik gelişimlerini ve belki kendilerini gerçekleştiremeyecek şekilde yaşatılmaya başlıyorlar. Aileleriyle görüşmeleri, yemek yemeleri, tüm sosyal hayatları ajanslar tarafından kontrol edilmeye başlıyor. Robot gibi çalıştırılıyorlar. Çeşitli duygu dehlizlerine kapatıldıklarında da bir robot gibi yollarını bulsunlar isteniyor. Sadece eğlence alanında çalışanlar için değil, maalesef Kore'de pek çok alanda robotçasına yaşamayı kanıksıyor insanlar. İnsani tepki verdiklerinde kabullenilmiyorlar. Tabiki onca kötü yorumu okuyan robotun incinecek hisleri yok. İnsanım incindim diyince de anlayan pek yok. (Ha en son Japonya'da konuştuğum teknoloji ithalatçısı bi amcanın söylediğine göre olsun diye çok uğraşıyorlarmış o ayrı. O zamana robot tabirinin kapsamı değişirse beni aydınlatın.) Neden mi yok diyorum, bakın OECD intihar oranı en yüksek ülker listesinde en tepede tanıdık bir isim var.
Üniversite sınavında istediği puanı alamayan ya da sınava çalışma sürercinde intihar eden çocukların sayısına bakın... Kore'de Seongbukgu belediyesinin okulumuzda yaptığı intiharı önleme seminerlerine katılıp düzenli olarak etkinliklere çağrılan biri olarak diyebilirim ki durum ciddi. Hatta seminerlerden birinde bizi konuştular. Bu ülke ani ekonomik krizler, darbe girişimleri ile çalkalanıyor ama intihar oranı çok daha düşük diye bizi hem överek hem yererek örnek verdiler.
Bence bunun en önemli sebebi bence halkımızın çok insancıl oluşu, bir diğeri dini inanç. Yoksa son yıllarda ülkemizde psikoloji bırakmayan çok fazla şey yaşanıyor.

Ben yine dağıttım, toplayalım.


YG skandallarının ardından idol olmak için emek verip çıkış yapamayan pek çok kıza neler olduğunu üstü kapalı da olsa tahmin edebilecek hale geldik. Bu sektörden genel olarak yenilen ekmek, ülke kültürünün tanıtılması ve ülke ekonomisine katkısı ortada iken kimsenin bu sektörün kirli çamaşırlarını tamamen ortaya çıkarmak isteyeceğini düşünmüyorum. Tabiki içinde olan herkesin bildiği ama dışarıya ancak dedikodu ya da söylenti olarak çıkarak halk arasında bu haberlerin bir kısmı ufak da olsa yankı buluyordur. Lakin ciddi anlamda bizlerin işin iç yüzünü bilmesi zordur diye düşünüyorum. Ancak tahmin ediyoruz. O da hayal gücümüzün götürdüğü yere kadar. Elimizde elle tutulur bişey yok ve açıkçası ben mesela kendim adına, herkese ve her şeye rağmen peşine düşüp hem bir çok düşman edinip hem milyonlarca insanın pembe hayallerini baltalayabilecek psikolojide olduğumu  düşünmüyorum. Böyle yollara girenler de bişekilde susturuluyordur diye düşünüyorum.

Bu olayla akla gelen sektörün bir diğer kirli yüzü ise sasaeng fanlar ve çılgın antiler. Sulli etiketli geçmiş haberleri aratırken, bi instagram live videosu ile karşılaştım. Kız hoşlanmadığını ve istemediğini belli etmesine rağmen 'hayran' olduğunu iddia eden kişi uygunsuz tavırlarına devam ederek kızın iradesini hiçe sayıyor ve onu korkutmaya başlıyor. 
Kimse kimseyle istemediği bir şeyi yapmaya zorlanamaz. 
Bu bir ünlü için karşılaşıldığında fotoğraf çekilme isteği gibi bir istek bile olsa. 





Bir takım tehlikeli fanlar, ünlüleri sevdiklerini söylerken onların iradelerini ve isteklerini hiçe sayarak sınırları aşıyor, bazen tehlikeli takıntılarıyla geri dönülmez psikolojik yaralar açıyorlar. 

Antilere gelince, sadece sevmeyenlere lafımız yok. Öte yandan, insanı uçuruma götüren yorumlar yapanlara üç beş bişey de ben desem sorun olmaz herhalde. Her şeye olumsuz ve rencide edici yorum yapabilecek kapasitede olan bu kişilerin çoğu sadece klavye başında asıp kesebilen, hayatta kendini başka türlü tatmin edebilecek uğraşı olmayan insanlardır. Beğenmedim diyip geçmezler, senin yaşamaya hakkın yok git kendini en yakın köprüden at şeklinde ve tabiki çok daha harap edici yorumlarla psikolojik olarak sanatçıyı ruhi bunalımlara sokarak yıkma teknikleri uygularlar.

Sulli'nin hangi hislerle gözlerini yumduğunu ya da yumdurulduğunu bilmiyoruz. Ama kpop dünyasında 'idol' diye gözümüzde büyüttüğümüz insanlar da, diğer sevdiğimzi ünlüler de bizim gibi insan. İnsanız ve türlü türlüyüz. Türlü türlü hislerimiz, anılarımız, düşlerimiz var.

Siz haberleri duyunca nasıl hissettiniz? Hangi anılarınızı gözünüz önüne getirdiniz?

If interested in economical status of Korean entertainment industry on investkorea with kotra reports please click here.

Thursday, February 12, 2015

Kore'de Din Algısı; Bulguksa Temple in Gyeongju *UNESCO WORLD HERITAGE*


Hello everyone ! I've been in Korea for 15 day in summer. I've visited many cities like Naju , Gwangju, Gyeongju, Ulsan,Seoul... I am planing to share some of my favourite places with you from now on !


Merhaba arkadaşlar ! Yazın Kore'ye yaptığım kısa ziyaretimle ilgili paylaşımlara  UNESCO Dünya Kültür Mirası listesindeki Bulguksa Tapınağıyla devam ediyorum!

*Not*
Aslında bu yazıyı yazalı baya oluyor ama yayınlama konusunda tereddütlüydüm. Çünkü bunlar benim düşüncelerimle yoğurulmuş gözlemlerim ve gerçeği pek yansıtmıyor da olabilir. Sonuçta kişiliğimden tamamen sıyrılıp bilimsel bir gözlem yapma çabası içine girmemişim :) Din gibi soyut kavramlar kişilerin kafasında elbette farklı yansımalara bürünebilirler. Ya da benim tapınakta karşılaştıklarım dışında belki gerçek anlamda budistliği yaşayan ve bana çok daha farklı bakış açılarından baktırabilecek insanlarla karşılaşmadığımdan ''Budistler hep böyle'' de diyemem...
Sadece gençliğin Türkiye'dekine kıyasla din algısına dair daha az konuştuğunu ve yorum yaptığını söyleyebilirim. Her zaman ''Allahla kul arasına girilmeyeceği'' görüşüne katılırım; belki kişi konuşmuyordur ama alttan alta çok insanara yararı dokunmuş, iyilikler yapmıştır ^^ Ama dinle ilgili en azından bir kaç sorum olursa da yardımcı olmaya çalışılması hoşuma gider.







 Here is some info about a UNESCO WORLD HERITAGE Bulguksa Temple  from ; http://en.wikipedia.org/wiki/Bulguksa;
Bulguksa is located on the slopes of mount Toham (Jinheon-dong, Gyeongju city, North Gyeongsang province, South Korea). It is a head temple of the Jogye Order ofKorean Buddhism and encompasses seven National treasures of South Korea, including Dabotap and Seokgatap stone pagodas, Cheongun-gyo (Blue Cloud Bridge), and two gilt-bronze statues of Buddha. The temple is classified as Historic and Scenic Site No. 1 by the South Korean government

Info from VisitKorea;
Bulguksa Temple is the representative relic of Gyeongju and was designated as a World Cultural Asset by UNESCO in 1995Bulguksa Temple was built in 528 during the Silla Kingdom, in the 15th year of King Beop-Heung's reign (514-540). 
Bulguksa underwent numerous renovations from the Goryeo Dynasty (918-1392) to the Joseon Dynasty (1392-1910), but was burned down during the Imjinwaeran War (the war following the Japanese Invasion, 1592-1598). 


The Temple's surroundings were really beautiful. I love green & I feel at peace ^.^


Tapınağın mimarisi geleneksel Kore mimarisini rengarenk şekilde yansıtmakla birlikte etrafındaki yeşillik de harika bir görsel bütünlük sağlıyor. Yeşil huzur veriyor ~~


We ate bibimbap somewhere really close to the temple. I really like how Koreans serve side dishes all the time :)



Tapınağın girişine çok yakın bir yerde meşhur Bibimbap'tan yedik. Yanında da mezeler ücretsiz olarak servis edildi. Bibimbap içine et konmadan da yapılabildiğinden Müslümanlar rahatlıkla yiyebilirler. Bazı değişik otlar olabiliyor, tamamen karıştırıp yemeden önce ayrı ayrı tadlarına bakıp, sevmediklerinizi ayırmanızı ve kalan sebzelerinizi afiyetle yemenizi öneririm. Gri metal kapların içinde prinçlerimiz var. Pirinç ve ortadaki mezeler hemen her yerde yemeğin yanında ücretsiz geliyor, bazen burdaki gibi çorbada gelebiliyor :) Mezeleden kimçi ve soya fasulyesini severek yedim hep :D



The temple was painted colorfully. You can get the sense of traditional Korean architecture :)
There were many tourists around! This is the power of World Heritage hehehe 

I think ; People were praying in a similar way with Muslims, I observed them for a while and the phsical routine seemed familiar. And also they offer different sides of the temple for woman and man visitors to pray. It was forbidden taking photos inside so I obeyed the rules as I respect their privacy. 
I asked the meanings of different types of  sculptures and meaning of the paintings. But my friend explained it in Korean by not being sure with their meanings; so I couldnt understand the whole story. I only catched some interesting words realated GHOSTS and evil etc.

Actually, I noticed most of my Korean friends couldnt satisfy my curiosity related to Temple life and Budist stuff. An American guide saw me struggling my friends , he explained briefly so I could only get some weak info.

In my opinion young Koreans are rather peculiar when it comes to  talk about religious things. Most of them dont practise a religion so I think its normal for them to not know anything related to temples .
But even the  Budist ones couldnt tell me the difference between small sculptures. My questions related to praying style stayed unanswered :'(  Saying nothing  was still better than them swaddle and tell untrue things right? At least I didnt learned a thing wrong :D

They hide behind the curtains of working too much and not having enough time for cultural things to explore or thinking about philosophy behind their religions gave them a World Heritage.
 I am not saying all Koreans are like this or they are doing bad. WE, the World sharing the same problem. WE only look at beautiful sceneries and dont try to explore their meanings. Everything in the world should have its own mystry or misery ...
But, the reality seemed too cruel; people are too busy to think about the meaning of themselves. Modern World.

Visiting a really precious temple and only taking pictures and wondering the scene in front of me was never enough for me. I love to explore meanings of the buildings by exploring the reason they were built.

Maybe I am a person very eager to learn about religious beliefs that a lot of people dont care about and the young Koreans have nothing to with the issue. 



Tapınağın manevi önemiyle ilgili pek bir bilgi edinemedim. Eski bir yapı olduğundan , dağdaki temiz ve sakin ortamından dolayı insanlar gelip ziyaret ediyorlar ama pek çoğu Tapınaktaki put türlerinin anlamını bilmiyor. Resimleri zaten beklemiyordum ama ben Budist olsam merak ederim herhalde  Buda'nın yanındaki bu putlar ne yapıyor.  Ya da tapınağın ayrı küçük bir kısmında yüzlerce el kadar küçük 3-5 tür put ne anlama geliyor?
 Grubumuzdaki Korelilerin %70 i her hangi bir dine mensup değildi, Kore'nin geneli de böyle.  Kore'de uzun süredir yaşayan bir Amerikalı gözlemlerini şöyle paylaştı benimle ;

 '' Küçüklüklerinden itibaren çok sıkı çalışıyorlar. Aileler hep beklenti içinde oluyor. Okulların eğitim masrafları burada çok pahalı olduğundan çoğu öğrenci okul masrafını hele de yanında dersane masrafını zor karşılıyor.  Bunlar olmadan ilerde iyi bir yere gelemeyeceklerini bildiklerinden , ücretleri karşılayabilmek için yaygın olarak part time çalışıyorlar. Okuldan artan vakitleri ya part time işte ya da dersane de geçiyor . İş hayatları zaten stresli 
Derken dönüp kendilerini sorgulayacak vakitleri bile olmuyor ki tutup pek çok felsefeyi bünyesinde barındıran herhangi  bir din sistemine inansınlar ya da inanmayıp karşı çıksınlar.''

Gerçekten de inanmıyorlar ve hemen hemen hiç bir dini görüşe de gözü kapalı karşı da çıkmıyorlar . 
Çünkü bir şey bilmiyorlar ki öne sürecek argümanları olsun...
Bizde herkes ucundan kıyısından da olsa Müslümanım ya da inanmıyorum der. Hani yakında olsa uzak da olsa az çok kendince bir fikri vardır din hakkında.  Onların genel cevabı ise '' Din mi? Bunun hakkında pek düşünmedim. Düşünmem mi gerekiyordu?'' oluyor.

Ama bu onların kötü olduğu anlamına gelmiyor, kültür olarak benimsedikleri pek çok davranış ilahi dinlerin anlayışıyla yakından ilgili, hatta bazen örtüşüyor. Din, adı altına olmasa da kültür, gelenek, görenek, etik vs adıyla pek çok iyi davranışta bulunuyorlar. Suç oranı %90 küsürü Müslüman olan ülkelerden daha az. Ben burdan, ne adı altında yaptıklarınsa ne yaptıklarının insanlık için daha önemli olduğunu anlıyorum. Tabi niyetti, ilahi boyuttu bunu tartışabiliriz . Ama daha az suç işlenmesi İslamiyetin büyük günah saydığı pek çok şeyin de az olduğu anlamına geliyor sanki ; yani adam öldürmek, hırsızlık yapmak gibi. Tabi tertemizler hiç suç işlemiyorlar demiyorum sadece oransal olarak bir azlıktan bahsediyorum. Yoksa aşırı alkol tükettikleri için ortaya çıkan ve cezalandırma sistemi bakımından daha az ceza gerektiren suçların sık işlendiği bilindik bir gerçek.






Tapınağı beğendim ve içimde merak oluştu ''Acaba nasıl düşüncelerle yapıldı?'' diye. Budist olan Koreli arkadaşlarım cevaplayamadılar. Genel olarak tapınaklar kötü ruhlardan korunmak içindir işte diye geçiştirdiler. Oysa tapınak yaşamı bize bir hayli ilginç görünmez mi? 
 İçlerinde  Budist dedikleri bir kız '' Buda bizim dualarımızı Tanrıya ulaştıran bir bilgedir. Uzun zamandır tapınağa uğramıyorum sadece babanem öldüğünde gelmiştim. Şimdi  pek bir şey hatırlamıyorum. '' dedi. Zaten bildiğim bir şeyi tekrar duymuş oldum. 

Ama ben durur muyum oturdum yarım saat kadar tapınakta ibadet edenleri izledim. Önce bir hanım geldi sertçe beni uyardı. Buraya oturma gibisinden bir şeyler söyledi. Ben de çıkayım madem diye kapıya yönelince başka bir tarafı işaret etti, oraya oturabileceğimi söyledi.
 Bizde camide ibadet edilirken nasıl kadın ve erkek ayrı yerde duruyorsa meğer orada da benzer bir şey varmış. Yani aslında yan yanalar ama biri ibadet ederken araya biraz mesafe koyuyorlar. İbadet edenin önünden geçmemeye çalışıyorlar.


Hareketleri de kanımca fiziksel olarak namazı çok anımsatıyor. 
Kişiler ibadet ederken fotoğraf çekmenin saygısız olacağını bizden önce milyon tane turiste hatırlattıkları için, ibadetlerini çekmedim. Ki, adamın neden manevi havasını bozayım, kutsal düşüncelere odaklanmışken aklına '' Keşke eğilmişken çekmeseler de rahatça içimi döküp gitsem'' diye düşünceler sokup hedefini dağıtayım, değil mi?

Zaten içerde sessizdik, gelenlere ibadet ederken rahatsız olmasın diye bir şey soramadık :( M
anevi havayı anlamaya çalışan bir kaç arkadaş bir süre oturduk. 
Sonra Ekvatorlu arkadaşım ilk kez dinimle ilgili sorular sordu. Benzerlikler olup olmadığını... 
Yukarıda yazdığım gibi fiziksel olarak çok benzeyen ibadetlerimiz olduğunu , ancak farklı olarak içimizi dökmek için aracıya ihtiyaç duymadan gönlümüzden geçtiği gibi var olduğuna inandığımız aynı yaratıcıyla buluştuğumuzu söyledim. 
O da ; ''Belirli bir inanç sisteminin gereklerini yerine getirmediğimden kendimi bir dinin mensubu olarak görmüyorum. Ama bir yerlerde inandığımız aynı yaratıcının olduğuna inanıyorum,'' dedi.
Pek çok Koreli'de benzer cümleleri kurmuştu. Bir yaratıcı olduğuna inanıyorum ama....





Belki bu yazıyı daha sonra güncellerim.Sizlerin görüşlerini çok merak ediyorum, çünkü bizlerin ister istemez ilgisini çeken bir algıları var :D









Sunday, December 14, 2014

Seoul Metrosu ve Bir Anım



Merhaba arkadaşlar! Bir süredir yazmıyorum farkındayım ki eğlenceli bir şeyler bekliyorsunuz :D Yazdan beri yazıcam diyip de yazmadığım bir dolu Kore anım vardı, birikti veya unutuldu ... 
Derken, geçen gün metroda yaşadığım ufacık bir olay bir tanesini hatırıma getiriverdi...

Seoul Metrosu 

Aşağıda gişelerin olduğu kısmı görüyorsunuz, geçtikten sonra yeşil veya sarı hat için okla gösterilen yerleri takip ediyorsunuz.



Korede tren hatları farklı renklerle ayrılmış ; ana renklerden ara renklere bir sürü hat var.
Sadece yeşil hat bile bizim Kızılay'a bağlanan en uzun hattımızın iki katı kadar



Aşağıdaki resimde ise tüm hatları görüyorsunuz. Neredeyse şehrin her yerine metroyla rahatça gidebilirsiniz. Tabi merkezlerde hatların kesişimi daha fazla. Mor renk hat,turuncu hat , turkuaz mavisi hat, lacivert hat, mavinin bilmem ne tonundaki hat... Her yeri demir ağlarla örmüş adamlar :)

Seoul Metrosu hayranlık uyandıracak geniş bir ağa sahip. Hele benim gibi Ankara'nın 2 çıbıklık metrosuna on yıllar sonra yapılan eklemelere bile aşırı şekilde sevinç gösteren biriyseniz bayaaa karışık bir yer.



En yoğun istasyonlarından birisi ise Seoul Station. Çünkü hem şehirler arası hızlı tren için hem havalimanına giden tren için, hem de metronun farklı renklerdeki bir kaç güzargahı için hep burdan trenler kalkıyor/geçiyor.
 Ayrıca istasyonun bir çıkışında da Lotte Outlet (AVM) ve Lotte Market var. İstasyonun yakınında büyük şirket binaları var. Önünde çok şeritli yollar var ve trafik çok yoğun. Seoul Station bahsettiğim yoğun çevresinden dolayı bizim Kızılay metrosunun 3 katı kadar falan diyebilirim. Eee 3 katıysa çıkış sayısı ve çıkışların birbirlerine olan uzaklıkları da öyle :D



Araç trafiği de çok yoğun olduğundan yayalar için ana yol boyu karşıdan karşıya geçme imkanı yok (ya da biz bulamadık) :( Bu yüzden metrodan doğru çıkıştan çıkmak zorundasınız .

Bilet Alma

Seoul'e geldiğimizde bırakıldığımız yerden metroya gitmek ve metro bileti almak gibi işlemleri Singapurlu ve Tayvanlı arkadaşlarımızın yardımıyla (Allah razı olsun ki xD) öğrenebildik. Yoksa ben metrodan nasıl bilet alınacağını Kore'ye gitmeden önce hiç araştırmamıştım. 
Sanmıştım ki, bizdeki gibi...
 Gideceksin gişe görevlisiyle görüşeceksin biletini alacaksın, o kadar anlaşacak Korecem de var her şey tamam olacak ...
 Ama metrolarında ne bir güvenlik görevlisi ne gişe görevlisi ne de her hangi bir METRO GÖREVLİSİNE rastlamadım :) 

Hemen her şey makinelerle yürütülüyor. Bileti veya doldurulabilir kartı almak için parayı makineye atıyorsunuz bilet alıyorsunuz (ki biz yanlışlıkla promosyon kuponu veren pahalı karttan almışız, kupon falan kullanacağımız yoktu oysaki :) 
Sonra aynı şekilde kartı dolduruyorsunuz. 
Tamam biz de öyle dolduruyoruz Ankarakartımızı. Ama hep bir gişe görevlimiz, yön soracak güvenlik görevlimiz var metroda. Biz insan seviyoruz, ya da en azından ben yolu hep bi bilene sormayı tercih  eden o kişiyim :)

Metroda Yatan Evsizler Gerçeği

Tamam bileti/kartı makineyle hallediyorsunuz da güvenlik görevlisi olmaması çok tuhaf gelmişti ilk başta.Ama o kadar çok istasyon var ki hangi birine koysunlar adamlar da haklı olabilir. (Sonra içinde görevli olan bir kaç istasyon gördüm mü hatırlamıyorum .) 

Seoul Station gece oldu mu; Ojakyo Brothers'ta kızın metroda yatan evsizler arasında babasını aradığı  sahne vardı ya; İşte o sahne gibi oluyor ! Yerliler için kıyıdan bakıp geçip gittikleri , çok sıradan bir şey. Çok fazla evsiz, metro istasyonunda yatıyor. Birlikte su yerine soju içiyorlar çünkü tabiri caiz ise ''Sudan Ucuz''. Altlarına gazete seriyorlar :(  
Çoğunlukla sessizler, kendi hallerineler; bazen de aralarından dilenenler, sarhoş olup coşanlar olabiliyor. Bunlar benim kısa süreli gözlemlerim. Kışın nasıllar bilemiyorum.
Tabiki dışarda yatmalarındansa üstü kapalı bir yerde yatsınlar ...
Da, biraz tuhaf geldi işte bana, bizde metro istasyonu gece oldu mu kapatılır ya ondan sanırım. 

Bir de sanki Ankara'da daha az sokakta yatan insan var gibi geldi bana. 
''Dalga mı geçiyorsun, Güvenpark'a sabah erken saatte ya da gece hiç  mi gitmedin? '' demeyin. 
Elbette biliyorum, Güvenpark'ta banklara kıvrılanları, Kumrularda ağaç altlarında, otoparklarda uyuyanları... 
Belki de hep evsizler Seoul Station'da toplandığından o kadar fazla gelmiştir bana. 
Belki de dizilere göre çok çok farklı bir boyutta olduğundandır. 
Belki fazla beklentilerim vardı Seoul'den....

Metronun Bi Milyon Çıkışı Varsa


Neyse biz metroya bindik hostelimizin tarif ettiği şekilde Seoul Station'da indik. Elimizde 25-30 kg lık bavullar... Seoul Station'da kendimi sudan çıkmış balık gibi hissettiğimi hatırlıyorum. 15-16 ya da daha fazla çıkışı var ve bu çıkışlarının çoğunun arası en az Tandoğan- TCDD alt geçidi gibi ... Uzun yani (belkide ağır bavullarla öyle hissetim :D ) 

İlk önce metro çıkışlarını gösteren haritanın önünde bir süre düşündük nereden çıksak en yakın olur falan diye. 
Derken yaşlıca bir teyze *yani ahjumma* bize Lotte Çıkışı tarafına gitmemiz gerektiğini  söyledi 1-4 çıkışlarıydı sanıyorum.Bizim durduğumuz yer ise tam zıttı 15-16 çıkışı falan gibi. neyse biz 1-4 tarafına yürümeye başladık ama yol bitmiyor. 
Sürekli burdan mı şurdan mı derken 1-4 çıkışına baya yaklaştık. Ama tereddütlerle git gel yapa yapa çok zamanımızı harcadık. Bu sırada baya yol gittik bavullarla merdiven çıktık,indik ... 
Anın getirdiği bıkkınlıkla '' Metro büyük olsa neye yarar işlevsel olmadıktan sonra?'' diye sık sık hayıflanmıştım . Yine de biz metro istasyonlarına göre daha çok engellileri düşündüklerinden  çoğu zaman bavulları rahat sürükleyebilmiştik.

Derken 1 ile 4 ün ayrıldığı noktaya geldik ki zurna zırt dedi! Şimdi hangisinden çıkmalıydık ?
Çok yoğun bir istasyon olduğu için yanımızdan milyon tane insan geçiyor, birine sorsak yol gösterir herhalde umuduyla etrafta aranan gözlerle bakınıyordum. Hani belki bize doğru bakan biri olur  da 1 mi 4 mü Lotte'ye daha yakın sorarım diye.
Ama kısa sürede kendimi görünmez gibi hissetmeye başlamıştım.
Kimse mi bakmaz?
Orada 3 tane yabancı olduğu aşırı belli olan yabancı ellerinde bavullar telaşla bir sağa bir sola gidiyor...


(Sonra Kore'de yaşayan bir arkadaşım o istasyon çok yoğun olduğundan insanların aceleci davranırken ilgilenmemiş olabileceklerini söyledi.)
Kimse bizle ilgilenmiyor ve bizde bir sağa bir sola derken baya yorulduk. Ben dayanamayıp rastgele önüme gelenlere Korece olarak Lotte çıkışı diye sormaya başladım. 
Nasıl hissettiğimi şöyle açıklayım ; hani dilenci ya da sokak satıcısı illa para verceksin diye koluna yapışır da duyarsızca başından atarsın ya... Hah işte öyle! 
Bu seferki görünmez olmaktan daha da kötüydü. Bir kaç kişiden aynı tepkiyi alınca gururum fena halde incindi.  Daha nasıl olmalıyız ki ilginizi çekelim de yardım isteğimize cevap verin , ha?




Bir süre sonra sormayı bıraktık. 

Belki metroda Public Internet ( Belediyenin Ücretsiz ve en önemlisi Şifresiz sunduğu Wi-Fi- Bu ayrı bir yazı konusu olacak nitelikte) çeken bir yer buluruz da adrese bakarız diye olduğumuz yerde ileri geri gitmeye başladık.



 15 dakika falan boş boş bekledikten sonra bu sefer 45'li yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim bir Bey bize yaklaştı, İngilizce konuşmaya başladı. '' Yardımcı olabilir miyim, aradığınız bir yer var mı?'' dedi. Bunlar nasılda sihirli cümleler olabiliyormuş o an anladım !  Kendisi de uzun süredir yurtdışında çalışıyormuş, halimizi görür görmez anlamış bir sıkıntımız olduğunu. Zaten anlamamak odunluktu bence, çünkü bitkin halimizden , umutsuz yardım çağrışlarımız, malül bakışlarımızdan azcık gözü ilişen insan evladı anlardı yardım istediğimizi.

 Korelilerin İngilizce konuşmaktan çok çekindikleri için bize yardımcı olmamış olabileceklerini söyledi. Ben Korece de konuştuğumuzu söyleyince '' Onlar yabancı olduğunuz için söylediğinizin Korece olduğunu anlamamış olabilirler, önyargı işte'' dedi.
Telefonundan açtı bize gideceğimiz yerin nasıl göründüğünü falan gösterdi, çıkışı gösterdi , gideceğimiz yere geçiş konusunda emin olmadığını da söyledi gitti.

İşte Beyefendinin o davranışı bana büyük ders oldu. Şimdilerde gözüme ilişirse metroda, durak yakınlarında, yolunu kaybeden, durak arayan  görsem, onlar oradan oraya  uğraşmasınlar diye önce ben soruyorum
'' Yardımcı olabilir miyim, aradığınız bir yer var mı?''...

Varış

Biz çıktık ama asıl çıkmamız gereken yerin karşısından çıkmışız. Karşıya geçmek mümkün değil yol sanki otoban ... *yazar yine abartmış* arkadaşlarda da hal kalmadı, açız, uykususuz, bir buçuk saat metronun içinde dolanmışız, merdivenlerden bavulu tekrar indirip başka taraftan çıkarcak halimiz yok... 

Dedik ulan parasıyla değil mi? 

Sırf karşı tarafa geçmek için taksiye bindik  :)


 Taksi karşıya geçmek için baya bir yerlerden dolandı ama 4$ (8 tl civarı) bir para verdik :D
 3 kişi zaten paylaşıyoruz, dedik boşuna eziyet çekmişiz. İlk başta rastgele çıkıp adresi taksinin eline tutuştursaymışız acayip enerji tasarrufu olurmuş  :D 
Taksici amca bi ara Arabistan'a gitmiş bi işi için. Biz Türk olduğumuzu söyleyince Selamun Aleykum diye başlayıp anlamadığımız Arapça bir şeyler söyledi. O sırada taksimetrede aslında 3$ yazdığını fark ettim. Turistiz diye  adam yine  yapmış yapacağını da Allah'tan abartmamış diye yorgun halimle ses çıkarmadım, *aslında çıkartamadım bavullara yardım ettiydi de :D*

Sonra eşyaları yerleştirip etrafı keşfe çıktık ki bir daha benzer hadise yaşamayalım. Kendi çapımızda bir kaç çıkışı yakın bulduk . Ama aslında çok daha yakın bir çıkışın varlığını hostelden ayrılırken öğrendim :D Hiç bilmesem içim rahat olacaktı 
*Eee ünlü şair yazar düşünür.... Serdar Ortaç ne demiş ; Hayaaaat bunu neden yapıyosun? hehehe*

Metronun bu kadar geniş bir ağa sahip olması nedeniyle ilk başta zorlandım ama öğrenince gerçekten büyük rahatlık ve kolaylık sağlıyor. Ankara'ya dönünce en çok özlediğim ve sürekli yad ettiğim yer Seoul metrosu oldu :) Aktarma sistemini  çok planlı yapmışlar hangi kapıdan inerseniz hangi çıkışa yakın ineceğiniz ve kapıdan hatlar arası geçişin daha kolay olduğu vs pek çok şey önceden planlanmış, nasıl kullanacağınızı bilirseniz çok zaman kazandırıyor.

İlk önce Pekin metrosunu gördüğümde istasyonlardan bir sürü aktarma yapılmasına acayip şaşırmıştım. Ama Seoul metrosu Pekini de aşmış :) Bu anlamda çok başarılılar. Bizde aktarma sistemi çok kötü, hatların sadece Kızılay'da , Batıkent'te ... yani tek istasyonda kesişmesi saçma. Adamlar hatları nerdeyse her durakta kesiştiriyorlar. (biraz abarttım tamam,  kabul xD)

  Kızılay istasyonu gibi büyük ve bir kaç farklı metro hattına aktarma imkanı veren 30-40 istasyonları var...  Ancak henüz kara yolu trafiğinde ilerlemeleri için zamana ihtiyaçları var . Bu anlamda (kara trafiği) Pekin gördüğüm pek çok şehirden kat kat daha önde. Nüfusa göre baya iyi işliyor çünkü yol planlaması iyi yapılmış. Pek çok yerde 6 şeritli yollar var. (Neyse konumuz Seoul metrosu Pekin trafiği değil, merak eden olursa yorum bıraksın ayrı yazı yazayım ;) 

Seoul İstasyonunda Yemeye Dair Not



Konumuz burda bitti ama aklıma geldi bir kere bunu da yazayım. Seoul Station'daki  Lotte'de pek çok Amerikan fast-food markası var. Biz pizza yemeyi seçtik, etsiz falan sırf kaşarlı bir orta boy hamura 35$ (75 TL~) civarı para verdik. Gazozla beraber olunca ben baya doydum aslında da çok pahalı olduğunu düşünüyorum.Yani Türkiye'de malum Amerikan pizza markalarında orta boy pizza en fazla ne kadar dimi ? Hem de etli extra peynirli falan olursa bile 70 tlyi zor buluyor belki de bulmuyor. Kore'de peynir konusu çok yaygın olmadığından ya da yabancı markaların pahalılığı Türk parasının Kore wonu karşısında durumunu daha da ciddileştirmesinden de olabilir :)


Kore'nin kendi yiyecekleri daha uygun fiyatlı, böylece fast food dan daha çok kendi yemeklerine (fast food dan daha sağlıklı şeylere )yöneliyorlar.     Çin'e gittiğimde Mc Donalds ve diğer fast food markalrı Kore'ye göre çok daha yaygındı. Korelilerin daha fit olmasının bir sebebi de belki budur ;) *Tez - Hipotez - Eureka!* 

Bir de Seoul Stationda bir Angel in Us Coffee vardı ki, kahveleri çok güzeldi... 
Kore'de kahvelerin çok çeşitli olduğunu ve her damak zevkine uygun harika kahveler bulabileceğinizi söylemiş miydim ?

*** Metro resimlerinin tüm hakları bana aittir. Lütfen kullanırken blog ve yazı linkini belirtiniz.

















Thursday, March 13, 2014

:: Unexpectedly Cheeky ; Sungkyunkwan K-Drama ::


As I miss Song Joong-ki ,who is serving in army now, I've watched his other movies/dramas a lot of times ^^ So,  I wanted to watch SKK Scandal I've been ignoring because of gender-bender in a historical drama!

 But in the end; it was unexpectedly  cheeky, funny and amusing!

SKK is a university in late 1700's. But the more important point is; it is a boarding school full of young men!
A women comes in ...
If officials hear, she will be killed :(

But she enjoys with learning school life ...

Every induvidual student has a unique character .
I feel like it is not a historical drama but youth drama!

Still there ar some points which we can see in historical dramas but I find actors really charming to watch , no matter what :)


Song Joong Ki's character Gu Yong Ha is the one ı wanted to be like ...
Yeah! His drama character is so cute while being clever under the curtains. Likes to watch when others like to make :D In the end , when it is necessary; he also involves with the issues in his very own way!



There are other characters with their own interesting stories outside of SKK!

I like to see a lot of characters in a drama and this drama has too many student characters and other characters...

I can't forget the ending scene it was extremely funny ^.^

There are many unnecesarry scenes but there are more funny scenes to watch!










Wednesday, January 29, 2014

Lunar New Year Sales!! Ay Yılı İndirimlerini Kaçırmayın!!


Sale on http://kollectionk.com 'da %14e varan yeni ay yılı indirimleri başladı!!

1. 4% discount for all categories.
2. 10% off coupon for cosmetics category.
Use this Coupon Code:  2014LUNAR

Up to 14% discount with 2 promotions.
Until 1st Feb 2014 8:00 p.m. (Korean time = GMT+9)

Many Asian countries have big holidays on Lunar New Year. 
So KollectionK staffs do not work during this national holidays. 
Your orders will be sent out after holidays end. 

TR

1. Tüm kategorilerde (CD, Poster, Fan ürünleri...)  4% indirim.
2. Kozmetik ürünlerinde   2014LUNAR kupon koduyla 10% indirim
(Sadece kozmetik alacaksanız öncesinde gümrükle ilgili  benden bilgi alabilirsiniz;)

İki promosyon birlikte 14%  indirim sizleri http://kollectionk.com 'da bekliyor. 
İndirimler 1 Şubatta sona erecektir !
Siparişleriniz Asya ülkelerinde resmi tatil günlerine denk geldiğinden geç gönderilecektir !





Use sponsor code 2038805  to get 5$ sale coupon from http://w2beauty.com/



Thursday, January 16, 2014

Kore'den Online Alışveriş Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler : Kore'den Güvenilir Online Alışveriş Serisi 2

Merhaba arkadaşlar~~

Sık sık sorulan bazı ÖNEMLİ soruları bir bütün halinde gönderme isteğim hasıl oldu (Sınav haftasının etkisiyle kullandığım kelimeler  :D ) Çünkü pek çok kişi benzer konularda sıkıntı yaşıyor ve alışveriş yaparken kafasında bin bir tereddüt oluyor, içi rahat etmiyor. 
Benim bloğa başlarken ki en önemli hedeflerimden biri bu 'Kore'den Güvenilir Online  Ürün Alışverişi Yapmak ' konusunda insanlarla paylaşımda bulunmaktı, bu vesileyle pek çok yeni insanla tanışıp pek çok şey öğrendim :) 

Sizlere tecrübelerimle ve uzun süredir takip ettiğim yerli / yabancı pek çok bloggerdan öğrendiklerimle  yardımcı olmak amacıyla bu yazıyı yazıyorum. 

Eksik kalan, aklınıza sık sık takılan başka sorular varsa lütfen yorum bırakın ya da e-posta atın ki sizin gibi aynı soruyu merak edenler için bu yazıya ekleyelim ;)


1) Ürünün Gümrükte Kalma Riskini Göze Alın


Öncelikle bu sorun hakkında bilgisi olmayan yerlerden alışveriş yapmaktan kaçının, gümrükten geri gönderdiğinizde para üstünüzü vermeyebilirler, beni uğraştırma diyebilirler.

Bunun için uygun şekilde gönderebilen kollectionk , w2beauty veya twofacemall tercih edilebilir ama w2beauty haricindekileri önceden uyarmanız gerekecek bu yüzden bunlardan alışveriş yapmadan önce lütfen bana e-posta atın . Her seferinde sorun yaşamadan alışveriş nasıl yapabileceğiniz için tık ;  W2Beauty'den alışveriş yapma yazım <<<



2. Ürünler Elimizin Altında Olmadığından Dikkatli Olmalıyız !





Alışverişini başarıyla tamamlayanlara hep '' Bloğunuz yoksa benim bloğumda misafir olarak alışveriş deneyiminiz , aldığınız ürünlerin fotoğrafları ya da ürünler hakkında hissetikleriniz, kimlere önerebileceğiniz... vs yazmak ister misiniz?'' diyorum. Çünkü denemeden alıyoruz , yorumlara ve tavsiyelere ihtiyacımız var!

Hem ürünleri deneyemiyoruz hem de alışveriş yaptığımız yeri ! 


3. Sahte ürün gelme riski var !



Photo credit not mine


Şöyle ki, ürünler elimizin altında olmadığından yorumlara ya da resimlere bakıp sipariş ediyoruz etmesine ama ya çakma gelirse? 
Özellikle Dünya çapında çok satan  Missha BB , Etude House BB, Skin79 gibi makyaj ürünlerinin taklitleri yapılabiliyormuş. Bu yüzden e-bayda bu ürünleri çok ucuza bulduğunuzu düşünüp hemen almaya girişmeyin bence... E-bayda popüler ürünleri satan çok fazla satıcı var (gümrük problemini geçtik diyelim)  fakat ne kadar güvenilir :S 

Bana  şunu diyen çok oluyor; '' W2Beauty çok pahalı, daha ucuz satıcılar var '' Eğer güvendiğiniz satıcı varsa kesinlikle karşı değilim ama güvenemiyorum ki... Cilt sonuçta, zaten makyaj cilde yararlı bir şey değil ; bir de sahtesi... İçine kim  bilir neler koyuyorlar :/ Zaten cilt bakım ürünlerinin sahtesi ayrı bir korkunç  o.O

W2Beauty'nin sahibi Alice sipariş verdiğinizde gidip mağazalardan istediğinizi alıp gönderiyor onun için aşağıdaki resimde de işaretlediğim gibi, gerekirse ürünün bizzat kendi mağazasından aldığını kanıtlamak  için fiş/fatura gösteriyor. Bazı ürünler pahalı da olsa en güvendiğim mağaza n'apalım :D Hem aslında dikkat edin, bazı ürünler uygun fiyatlı özellikle Holika Holika 'lar :)







4. Kargo Ücretine Dikkat!


Genellikle güvencesiz kargoda; 0-499 gr arası 7-9$ arası tutuyor.
 Kargo ücreti dahil fiyatla satan sitelerde genelde ürünün normal fiyatı + ağırlığına göre 6-10$ ek ücret oluyor.Bazı e-bay satıcıları ya da siteler diğer kargo ücretlilere göre daha uygun diyebilirsiniz ;
- (Açıkçası ben e-baydaki herkese güvenmiyorum, satıcı çok ve ürün 1 aydan önce gelmiyor)
-E-bayın kargo ücreti politikası
-  Bazıları Seoul'den deği Incheon'dan gönderiyor , onun için 2-3 $ daha az kargo ücreti veriyor.
- Bazıları zaten toptancı olduğu için ürünleri çok ucuza alıyor.
- Bazıları sahte ürün satıyor olabilir ~~


w2beautyden 8 günde gelen paketim Neler aldığımı görmek için Tık!




5. Kargo Ücreti ve Ağırlık İlişkisi 


Bu noktaya dikkat lütfen, burayı OKUMADAN GEÇMEYİN;

Şimdi ürünün ağırlığı ürün sayfasında diyelim ki 50ml yazıyor sizde 499 grama kadar yolum var diye 50 ml lik 9 tane ürün koyuyorsunuz 450 ml etti diyorsunuz , kasaya gittiniz 10 yerine 20$ kargo ücreti !
Neden mi?
Çünkü o ürünün kabının içindeki kimyasalın miktarıdır. Bunun kabı var, paketi var, kargoya verilmeden önce baloncuklarla kaplanması var, kargo için konulan kartonun/kolinin ağırlığı var vs...

 Satıcı siz alışverişinizi yaparken ürünlerinizin paketlendiğinde aslında ne kadar ağır olacağını bilmiyor , bu nedenle de kasada o ürünler normal ağırlığının en az 2-3 katından hesaplanıyor... Sizin ürünleriniz daha hafif gelecek olsa dahi satıcı kendini riske atmaz, kargo ücretini ürünün ağırlığına göre alsa eksik almış olacak ; garanti olsun diye fazladan alır ! Her zaman böyle olacak diye bir şey yok tabi 0-499 aralığında mesela 100 gr alırsınız; o kasada 490 gr görünür ama her halükarda aynı parayı verirsiniz. Yani 100 gr görünse de  aynı fiyat 499 gram da :D


6.İŞİN KÖTÜSÜ; Sipariş İptalleri


Sipariş iptali hemen hemen her sitede olabilen bir şey , ürünler ellerinde kalmamış olabiliyor 1-2 yerde değil çok yerde duydum , yaşadım. Kargo parası dahil yerlerde, siparişinizden bir ürün eksilince kargo parasıyla birlikte eksilir. Ama kargo fiyatını ekstra ödediğiniz yerlerde ürün olmadığında kalan ürünleri size aynı kargo parasıyla, eksiltmeden gönderebiliyorlar :(
Mesela kargo 20$ tuttu , sizinde aldığınız bir bb krem ellerinde yok, bazı siteler size danışmadan hemen eksik haliyle postaya verip , paranızın bb krem kadarını hesaba (paypal) iade ediyorlar. Siz de ürün eksildiği için ağırlık azalması gerektiğinden aslında 10$ ödemek yerine 20$ ödemiş oluyorsunuz .. Farkında olmadan 10$ almış oldular~~

Bu yüzden kargo ücretini ek isteyen, ürün fiyatına dahil etmeyen sitelerde temkinli olmak lazım. 


7. Karşılaştırma Yapın!


Aldığınız yerin size gönderdiği hediyeler, deneme boylar vs + kargo ücreti düşünülünce neresi daha uyguna geliyor hesaplayın. Ama gümrük sıkıntısını unutmayın , her istediğiniz yerden kozmetik alışverişi yapamayacağınızın bilincinde olun. Diğer sitenin ucuzluğu size gönderemedikleri sürece hiç bir şey ifade etmez. Türkiye'ye uygun şekilde gönderebilen siteleri karşılaştırın ya da indirim zamanını kollayın ;)


8. Satıcıyla Anlaşın!

Öncelikle Kore - Türkiye arası saat farkını ve satıcının sizin sorunuza cevap için üstlerine danışacağı/ stok kontrol edeceği süreyi, sorduğunuz sorunun hafta içi mi hafta sonu mu olduğunu düşünerek ; cevap için 1-4 gün kadar beklemeniz gerekebilir :(

Eğer W2Beauty dışında bir yerden alışveriş yapmak istiyorsanız , gümrük konusunda satıcıyla anlaşmalısınız. W2Beauty ile ben ayrıntılarıyla anlaşmıştım onun için endişelenmenize gerek yok :)  Geri iade kabul ediyor mu, bir sıkıntı çıksa dahi tekrar göndermeye devam edebilir mi, her alış verişle deneme boy var mı , puan kazanır mıyım .. gibi. Herkesin memnun kaldığı bir satıcıyla sorun yaşayabilirsiniz, 0 sorunla alışveriş yaptığım çok azdır . Pes etmeyin alternatifleri deneyin


9. Tracking Number İle Sipariş Verin! ( Güncellendi 11.05.2014 = Tracking Number yani takip no'dan Mümkün Mertebe Kaçının !)


Takipsiz posta, güvencesizdir , satıcı sorumluluk alıyorsa iyi niyetindendir. Kaybolabilir, postaneye gidebilir, posta geldiğinde adreste değilseniz sorun çıkabilir... Özellikle yıl başı gibi postanın yoğun çalıştığı dönemlerde kesinlikle 2$ fazla ödeyip Takip Numarası alınmalı bence. Sakin dönemlerde ise 70$ ve üzeri alışverişlerinizde mutlaka alın derim. Türkiye'ye gelene kadar alışveriş sitenizin size verdiği adresten takip edebilirsiniz, Türkiye içinde de ptt'nin sayfasından ;)
 (Güncelleme devam ) Artık gümrükte kontrol daha sıkı olduğundan özellikle EMS ile kozmetik almayın ve mümkün mertebe takip nosu da almayın, çünkü takip numarası olanlarda sıkı takip ediliyor... 


(İlk kez böyle bir photoshop yapma çabasına girdim her tarafından acemilik akıyor :D) 


Eğer sizin dikkat edilmesi gerek dediğiniz noktalar veya şu konuda ne yapmalıyım diye merak ettikleriniz varsa lütfen yorum bırakmaktan çekinmeyin ;) 

Ayrıca istediğiniz bazı ürünleri bir arkadaşıma getirtebilirim bu ara ~~