Sunday, January 17, 2016

Hukuk Okumayı Tercih Eden Bendim

 Neden bu başlıkla başladım? Son zamanlarda blogla pek ilgilenemez oldum. Youtube kanalı açmama rağmen tek videodan öteye gidemedim. Tabi benim video düzenlemeye ilişkin teknik bilgimin eksikliğinden de kaynaklanıyor. Fakat asıl sebep hukuk son sınıfın ağır bulutlarını tam kafamın üstünde hissetmem, mezuniyet ve arkasından gelecek işsizlik... Zaman ayırmamı engelleyen sebep bu ve benim tercihimdi. Hukuk okumaya karar vermem çok zor oldu. Şimdi final haftasında tercihim hakkında tekrar tekrar düşünüyorum. Lisede olup ne yapmak istediğini bilmeyenlere de belki yol gösterir umuduyla bu yazıyı yazdım.


Lisedeyken kafam çok karışıktı. gelecek endişeleri kafamda her tür korkudan daha fazla yer ediniyordu. Ne olmak istediğimi bilmiyordum. Önce ne olamayacağımı belirleyerek TM seçtim. Sonrasında ise kesin bir hedefim olmadan çalışıyordum. Çince öğreniyordum, İngilizcem fena değildi. Yabancı diziler ve kültürler çok ilgimi çekiyordu. O yüzden adında uluslararası geçiyor diye Uluslararası ilişkiler okumak isteyebileceğimde karar kıldım. Uluslararası alanda sadece ul.ar.ilişk mezunları çalışmıyor ki.. Bunun da farkındaydım.
 İyi sayılabilecek bir lisedeydim. Küçük hedefler koymak hocalarımca hoş karşılanmıyordu. Elinden geleni yapmamak tembellikti. Müzik kulağın varsa en iyisi olacaktın, dövüşüyorsan siyah kuşağa çıkmak lazımdı. İlk başta yadırgadım. Ama sonra anladım ki pek çok kişide olmayan bir şeylere sahipsen sevebileceğin bir şekilde kullanmalısın, herkeste olanı yapmak ülken için hayırlı bir vatandaş olmanı sağlamaz, tembellik etmeyip en çok faydalı olabileceğim şeyi yapmalıydım. Üniversite sınavına girdim fena sayılmayan puanım vardı. Ankara'da yaşıyorum ve Ankara'da bir hukuk fakültesine gidebiliyorum. Tabi Ankara'daki Uluslararası ilişkiler bölümüne de puanım yetiyordu. Tercih yaparken kararsız kaldım.

Tek bir şeyi ince ince ayrıntılarıyla irdeleyen bi iş bana göre değildi. Dil öğrenmeyi sevmeme rağmen tek bir dili hukuk,tıp, mühendislik,ekonomi alanında irdelemek gerçekten azim işi, günlük konuşmaya benzemiyor. Bense konuşma fiilini seviyordum, dinlemeyi. İnsanlarla iletişimde olmayı. O yüzden dil bölümü hiç yazmadım.

Hukuk fakülteleri çok genel eğitim verir dedi babam. Sağlık hukuku var, enerji hukuku var, ekonomi hukuku var, uluslararası hukuk var,ticaret var, iktisat , işletme dersleri de var. Tam sana göre, her şeyden biraz var. Ne olmak istediğini bilmeyen biri için bu yüzden bence en ideali bu, dedi.
 Ama, dedim, uluslararası ilişkiler okusam her şeyden biraz olan hukuk kadar çok dersim olmaz, pasta kulüplerine, dil kulüplerine takılırım, bi alana eğilir vaktimi yönlendiririm.
Sen bilirsin, senin hayatın ve direksiyondaki sensin, nereye istersen oraya gider, nerde istersen orda durur, boş olan yerlerden sana uygun birine park edersin...
Hukuk ve uluslararası ilişkiler karışık bir liste yaptım. Öne hangisini koyduğuma göre sonuç değişecekti.

Tercih yaptıktan sonra durur muyum? Sadece bu iki fakülte arasında mı kaldım sanıyorsunuz ? Tabi ki hayır. Size daha Harp Okulu ve Polis Akademisi anılarımı anlatmadım :)


Lisedeyken baya toplu bir kızdım, kiloluydum ama güçsüzdüm. Son sınıfa doğru spora başladım ve önceki halime nispeten fitleştim,, hala çok güçsüzdüm ama uyuz halimden daha hareketli olmuştum. Etrafımdan övgüler geliyordu. Düşündüm ki, güçlenip kendimi ve çevremdekileri koruyabileceğim, hem spor yapıp hareketli ve fit  kalabileceğim bir işim olsa...Onun için form doldururken harp okulu ve akademi kısmını da işaretlemiştim.



Kara harp okulunu doğrusu o kadar da çok istemiyordum, ama Anjelina Jolie filmlerindeki gibi havalı bir kadın olabileceğim ihtimalini göz ardı edemeyip yine de denemek istedim :) Şaka şaka
Amacım sadece harp okulunu görüp merak gidermekti, zaten güçsüz yapım ve sevsemde pek beceremediğim sporsal aktiviteler nedeniyle kesin elenirdim ama kursağımda mı kalsındı? Çok meraklıyımdır. Annem der ki ölürsen büyük ihtimal merakından yeni bi şey denerken ölürsün :D
Elendim ama daha koşu takla aşamasına bile gelemeden. hem de çok komik bi sebepten :) Bunu yazsam mı emin olamadım...


Neyse sebep ayak bakım ürünlerine düşkünlüğümün de sebebi :) Evet, ayak parmaklarım çirkinmiş. Çıktığımda yıkılmıştım. Bir süre yakınımdaki herkese ayaklarımı gösterip o kadar mı kötü diye sordum. Ailemse rahatlamıştı. Filmlerde her gördüğüne özenme potansiyeli olan benim, kazara elemeleri geçersem, bünyem uygun olmasa da inatla asker olmak isteyebileceğimden korkmuşlardı. Ama kızının hayatına karışmayan cool aile görüntüleri zedelenmesin diye tabi kızım istersen denemelisin demişlerdi. Ama elendiğim için evde ben dışındaki herkeste bir neşe hakimdi. Bense takla atamadım diye elensem belki dönüp harp akademisi elemelerine katıldığımı bile hatırlamazdım. Sebep ayak parmaklarım olunca sarsıldım ve polis akademisi için hırs yapmaya başladım.


Size de eğer koşullarınız el veriyorsa harp akademisi elemelerine gitmeyi tavsiye ederim. Ücretsizce genel sağlık taramasından geçer, etrafınızdakilerin size söylemekten çekindiği gerçeklerle yüzleşebilirisiniz :D hehehe

Akademi için hırslanan ben, haftada bir gün yarım saatten az koşmaya gücüm yettiği için o kadar antrenman yaptım :D Olsundu okulda savunma sanatları öğrenirdim, Chuck dizisindeki Sarah gibi ajan olmaya silah kullanmaya özeniyordum. Fakat aslında göz el koordinasyonu rezalet bi insanım :) Yine olsundu, İngilizcem vardı, Interpole girer uluslararası suçlarla mücadele eder, kaslı ve havalı yabancı  ajanlarla Fil Dişi kıyılarına, Cape Town'a  suçlu kovalamaya giderdim. (Hayal kurmayı hala çok severim ve hayallerime giden yolları bana uygun olmasa da yine de denemeyi denerim:P  )


Evet, boyum yetiyordu, ayak parmaklarıma da çirkin falan demediler ^.^ Harp okulundaki kadar zor bir spor aşaması yoktu. Çünkü akademideki derslerin çoğu hukuk dersleriydi ygs-lys puanı önemliydi. Yazılı sınav baya zorladı mat2 sormuşlardı ve kızlardan sadece 10 kişi alınacaktı.

 Annem dayanamamış olacak ki  kendisi bana bişey söylemese de bütün mahalleye bizim kız ne görse etkisinde kalıyor bi kaç kişi de yaparsın sen deyiverince gaza geliyor. Arayıp sen beceremezsin, yumuşak başlı kızsın silah sana yakışmaz falan deyiverseniz demiş. Zaten ben de hevesimi almıştım. Ortamdaki idealist kızları görmüş aslında istediğimin bu olmadığını anlamıştım. Bünyeme uygun olmadığının farkındaydım, vaz caydım ve hukuk fakültesine başladım.

Başladım başlamasına ama bütün yazını akademiydi, harp okuluydu derken hararetli aksiyonlu işlerle uğraşarak geçiren ben, fakülteye başlayınca büyük hayal kırıklığına uğradım.


 Hukuk dilinden anlamıyordum, her şey çok sıkıcı geliyordu. Günlük konuşmaya''amiyane tabir'' diyorlar, o tarz konuşmayı hoş karşılamıyorlardı. Nasıl çalışacağımı bilemiyordum, notlarım çok kötüydü. Eve gidince ailemi suçlamak istiyordum ama onlar beni normal fakültelerden birini seçmem konusunda hiç zorlamamışlardı, tercih benimdi. Kararsızlığımın sonucu, en geneli diye seçmiştim, kimseye bir şey deme hakkım yoktu.Okulu sevmiyorum , keşke hukuk seçmeseydim  diyince; bırak tekrar hazırlan, diyorlardı. Onu da maalesef bi taraflarım yemiyordu :D

 O sırada sıkıntıdan Kore Kültür Merkezindeki hemen her etkinliğe katılmaya başladım , derken Korece kursuna başladım. Okul sıkıcı olsa da kendime sevdiğim bir alan bulmuştum. Derken bu bloga başladım. Konuşmayı , dinlemeyi , yeni insanlar tanımayı seviyordum,bloğum çok okunmasa da Koreseverler hep bi tatlı insanlardı ve okulun kalabalık olması da çok insan tanımak için avantajdı. Uluslararası ilişkiler derslerinden iktisada bir sürü dersimiz vardı sevmeyice boş veriyordum. Dersleri çok önemsemiyordum.Seçmeli derslerimiz bile hukukla alakalıydı, Fransızca dersi vardı, pastacılık kulübü vardı da ben mi sevmiyordum?


 Rahat rahat internette takılıp belki günde yüzlerce blog yazısı okuyordum. Trendleri takip ediyordum. Ama 3.sınıfa gelince baktım olmuyor. Okulu sevmezsem bitiremem ki.. Tercihlerimin sorumluluğunu almalıyım... Bir yol bulmalıydım. Hukukla ilgili, kariyerle ilgili duyduğum, müsait olduğum hemen her etkinliğe katılmaya başladım. İşte o zaman yavaş yavaş hukukun sıkıcı bulmayabileceğim yanları da olduğunu gördüm.
Benim için çok ciddi bir alan,ben rahat, geniş yaşayan bir insanım. Hukuksa çok dikkat gerektiriyor, bir başkasının hayatını ilgilendiriyor ve derya deniz... Enerji, sağlık, ticaret insan hakları, detaylar detaylar... Haklarımı bilmek güzel his olabilirdi. Belki bir gün sevebileceğim bir şeyler bulurum umuduyla ciddiye almaya başladım. Şimdi okulumu bitirmeye hukuku anlamaya çalışıyorum. Fakat bu bunca zaman laylaylom eden benim için hiç kolay değil. Son sınıf oldum. Çok zaman ayırmam gerekiyor. Diğerlerinin bir kere okuyup anladığını bazen 3 bazen 7 kere okumam gerekebiliyor. O yüzden blogdan yavaş yavaş elimi ayağımı çektim. Koreyle ilgili aktivitelere katılmaya devam etmeye çalışıyorum, boş vaktim oldukça da güncellemek istiyorum. Fakat bu yazıda ve diğer yazılarımda da olduğu gibi lafı kısa kesemiyorum :D

Neyse sözün özü; aklınızda , hayalinizde bişey varsa deneyin,sorun soruşturun yoksa ne size uygun ne değil bilemezsiniz. Ben bünyemin gerçekten aksiyon filmlerindeki özendiğim şeyleri yapmaya uygun olmadığını eleme ortamlarındaki insanları görünce anladım. herkesin yapabileceği şey aynı değil. Ders çalışmayı lisedeyken becerdim şimdi de becerebilirsem mezun olacağım inşallah ve yine deneye dinleye bulacağım. Çünkü başkalarından dinlediklerim bana ilham olduğu gibi  benim anılarım da belki başkalarına ilham olabilir mi ki?

Şimdi ben tüm bunları niye anlattım ? Demem o ki ben de istiyorum bloğu güncellemek ama son zamanlarda diğer blogları sık sık takip edemez, eskisi kadar yurtdışından çok alışveriş yapamaz oldum. Ülkeye hayırlı bir vatandaş olabilmem, ihtiyacı olanlara yardımcı olabilmem için çalışmam lazım. Uzakdoğuyla ilgileniyorum belki bu ülkeler arası hukuki sorunlara eğilir, eğlenerek severek çalışırım. Belki sıradan bi işsiz olurum, belki memur olmaya seveceğim başka şeyler bulmaya çalışırım. Kafam yine lise sondaki gibi karışık... Ortalamamı yükseltebilirsem burslara başvururum... Deneyecek bişeyler bulunur inşallah :) 
Zamanında vaktimi boş harcadığım için artık gerektiğinde fedakarlıklar yapmalıyım. Siz siz olun vaktinizin kıymetini bilin ki sonradan benim gibi sıkışmayın :) Facebook sayfasını güncellemek daha kolay olduğu için devam ederim inşallah ama video yapmak, düzenlemek, blog yazmak ilham, enerji, zaman isteyen şeyler. Bunlardan hiç para kazanmadım, çünkü okul yüzünden büründüğüm kasvetli hava ve kendinin bir yere ait hissedememe sonucu kafamı dağıtmak için başlamıştım. Kendimi tanımamda; her şeyden biraz deneyip bilme merakım nedeniyle gerçek hayatta girdiğim ortamlar,  blog yazmam ve burdan tanıştığım güzel insanlar çok etkili oldu.
Bundan sonra da sizlerin katkılarıyla öğrenip, iletişip, gelişmeye devam edelim. 
Yarın Pazartesi ^.^

bu arada yaklaşık iki senedir takip ettiğim Cheese in trap'ın dizisi çıkmış :D 
Reply 1988 de şok edici şekilde bitti uzun uzun dedikodusunu yapmak istiyorum .. Bloğa vakit bulamıyorsun ama dizileri bırakmıyorsun derseniz;
Ama dizilerimden beni ayırmayın ben onlarsız yapamam (utanan maymun)
Bloğu ve sizleri seviyorum! 


Tabiki hayatın bizim için beklenmedik bir son yazma olasılığı da var :) 

sanırım kararsızlığım biraz da yaşımla ilgili; IU şarkısında bunu çok güzel anlatmış. Ruh halimiz çoook benzer :)







No comments:

Post a Comment